18 Kasım 2011 Cuma

BÂB-I ÂLİ'NİN ÇINARLARI ANLATIYOR

TGC GENEL SEKRETER YARDIMCISI ZAFER ATAY ÜÇÜNCÜ PATRONU
SAFA KILIÇLIOĞLU İLE YENİ SABAH GAZETESİNİ ANLATTI:

            “Safa Bey’in garsonluktan geldiği söylenir. Sonra Florya’da nadide çiçekler yetiştirirdi. Bitmez tükenmez bir de Florya’da konak inşaatı vardı. Çalışanlarına ilk yemeği Babıâli’de Safa Bey verdi. Yeni Sabah, Babıâli’de ilk düzgün arşivi olan bir gazeteydi. Elektronik haberleşmenin öncülerinden olan bir gazeteydi. Ankara bürosuyla irtibatı için telefoto ve teleksi olan ilk gazeteydi. 
           Gazete patronlarıyla çalışanlar arasındaki çalışma ve çalıştırma koşullarını düzenleyen 5953 sayılı yasa 10 Ocak 1961’de değiştirildi, 212 sayılı yasa oldu. 1963’e kadar işverenlere bir geçiş dönemi tanındı. 1963’ten sonra gazetelerde toplu iş sözleşmeleri yavaş yavaş başladı. 100 binlerde olan gazetenin tirajında da büyük düşüşler başladı. Tirajın düşmesi gazetenin kapanmasını hızlandırdı. Yasanın çıkışıyla gazetenin kapanması arasında iki yıllık bir süre var. TGC Başkanı Orhan Erinç’te benden önce gazetede.”İktisat muhabiri” olarak çalışmış. Ben Son Havadis’ten Hür Vatan'a geçtim, vatani görevimden döndükten sonra da Yeni Sabah’ta işe başladığımda Orhan Bey yoktu.

                                       "BASIN" ADLI GAZETE
           Safa Bey, 212 sayılı yasaya itiraz eden ilk patron… Babıâli’deki diğer patronlar da bu yasaya itiraz etti ve üç gün gazete çıkarmadılar.  Gazeteciler Sendikası bunun üzerine “Basın” adında bir gazete çıkardı. Bir de yürüyüş yaptı. Cemiyet’in önünden vilayete kadar yüründü. Benim elimde de bir pankart vardı. Taşıdığım pankartta “Simidimiz ve ümidimiz” yazıyordu.
Ön sıralarda Yaşar Kemal başta olmak üzere Babıâli’nin o dönemki önemli yazar-çizerleri vardı. Yaşar Kemal, vilayetin önünde kısa bir konuşma yaptı, sonra dağıldık.
           Yeni Sabah’ın binası eski Cumhuriyet gazetesinin karşısındaydı. Üç katlı bir binaydı. Girişi mermerliydi. Çalışanlar o kapıdan girmezdi. O kapıdan ancak işveren ve misafirleri girerdi. Biz arka kapıdan girerdik. Çok düzgün bir arşivi vardı gazetenin ve arşivde görevliler vardı.
           Gazetenin mükemmel bir klişehanesi vardı. Birçok gazete o sıralar klişesini dışarıda yaptırırdı, klişehaneleri yoktu. Çünkü ayrı bir teknoloji gerektiren bir yerdi. Çoğu klişesini Vartan Usta’ya yaptırırdı. Bir iki tane daha Ermeni usta vardı.

                            KIRMIZI IŞIK YANINCA ODASINA KİMSE GİREMEZDİ
           Safa Kılıçlıoğlu’nun yanına herkes rahatlıkla giremezdi. Belki de Babıali’de ilk hanım sekreteri olan patrondu.. Kendi çalışma odasının üstünde kırmızı ve yeşil (mavi de olabilirdi) lamba vardı. Kırmızı yandığı zaman çok özel misafirleri olduğu anlaşılır ve kimse içeri sokulmazdı. Odasının mobilyaları maundan yapılıydı. Safa Bey çok şık giyinen bir adamdı. Avrupa’dan giyindiği söylenirdi. Özel yapım bir Amerikan arabası kullanırdı. İlk arabası olan patronlardan biriydi sanırım… Sağlıklı beslenmeye çok önem verirdi. Özel beyaz bir Rus aşçısı vardı. Çalışanların maaşlar, mesailer muntazam ödenirdi.
          İstanbul bürosunda Ahmet Vardar, Teoman Orberk (Yazı işlerinden), Nezih Demirkent vardı. Nezih Bey yazı işleri müdürüydü. İstihbarat Şefi İrfan Türksever’di… Ben gazeteciliğe Son Havadis’te muhabir olarak başladım. Yeni Sabah’a askerlik dönüşü geldiğimde (1963’te) iç sayfa sekreteri oldum. Rahmi Turan, Erol Kaner spor servisinin yöneticileriydi. İki üç dil bilen Salih Uygur dış haberlere bakardı. İngilizce, Fransızca ve Rumcayı anadili gibi konuşurdu. Foto muhabiri olarak Meftun Olgaç vardı.

                    HERKESİN TAZMİNATINI ÖDEDİ
         Babıâli’de gazeteler paldır küldür kapatılırdı. Çalışanlar işe gelirdi, bir bakarki gazete kapanmış. Yeni Sabah’ın kapanmasına gelince; Kılıçlıoğlu, sendikaya ve toplu sözleşme düzenini getiren yasaya karşıydı. Diğer patronlar da karşıydı. Bir kısmı uyguladı, bir kısmı uygulamadı.  Fakat en radikal kararı Sefa Bey aldı. Bir gün orada çalışırken patronun tüm çalışanları kendi katına beklediğini söylediler. Hepimiz toplu olarak odasına girdik. Kısa bir konuşma yaptı; ‘Beyler hanımlar’ dedi. ‘Üç ay sonra gazetemi kapatacağım. Aşağıya talimat verilmiştir. Herkesin hesabı yapılmaktadır’. Yani muhasebeye talimat vermiş. ‘Bugünden itibaren herkes bir saat iş arama iznine sahiptir. Duyabilirsiniz Safa Bey gazetesini kapatmaz derler ama inanmayın, kapatacağım ve kimseye de satmayacağım’ dedi. Üç ay sonra hakikaten kapattı. Bu Babıâli’de ender görülen bir durum… En büyük gazeteler bile bir gecede gazeteyi kapatma kararı alırlardı. İşe gelenler gazetenin kapatıldığını kapıcıdan duyarlardı, ama Sefa Bey açıkça üç ay öncesinden haber vererek gazetesini kapattığını açıklıyordu. Üç ay herkes maaşını aldı. Gazetenin kapandığı gün çekilmiş bir fotoğraf var. Kimsenin içeride bir kuruş parası kalmadı. Herkese ödemesi yapıldı.
         1960’ta tiraj açısından Hürriyet’le yarışan tek gazeteydi. 100 bin civarındaydı. Kapanacağı dönem 15 bine kadar düştüğü söylendi. “Anjelik” isimli romanın tefrikası o sıralar Yeni Sabah’ta yapılıyordu ve çok tutuluyordu. Kapanacağına yakın bazı okuyucular telefonla “Anjelik nasıl bitecek!” diye soruyordu. Ben şahidim.
        Yeni Sabah ne yaptı? Esat Mahmut Karakurt’u Moskova’ya gönderdi. Duvar ilanları yaptı; “Yeni Sabah Moskova”da. Bu ilanlar tepki aldı. Ne demek Moskova’da!.. Bu 1950’lerde oluyor. “Yeni Sabah Kutuplarda”. Buraya da o dönemin en çok okunan romancısı ve yazarı Esat Mahmut Karakurt’u yolladı ki bu kişi çok popüler bir yazardı.

                     KORE SAVAŞINA İLK MUHABİRİ GÖNDERDİ
        Fotoğraf servisi şefi Müeddet Erkmen. Köşe yazarı olarak Prof. Dr. Sabri Esat Siyavuşgil (Cirano’yu Fransızca aslından şiirselliğini bozmadan Türkçeye kazandıran adam), Nezihe Araz görev yapıyordu.
.       İlk kez uygar dini tefrikalar yayınladı. Tabi ben onlara da yetişemedim. Kore Savaş'ına ilk muhabir yollayan gazetelerdendir… Emekli bir asker olan ve sonradan gazetecilik yapan bir muhabir yollamış. Bu muhabir Kore’de kayboluyor.. Bir de bakıyorlar adam bir bataryanın başında ateş açma emri veriyor. Böyle anlatılırdı…
        İlk olimpiyatlara muhabir gönderen yine Yeni Sabah gazetesiydi… Güçlü bir radyodan yabancı radyo kanalları dinlenir, ilgi çekici haberler not alınıp yazılırdı. Teleksin bile lüks olduğu bir dönemdi… Teleksi olan gazete çok önemliydi. Parlamento haberleri daktilo ile alınırdı. Milli Piyango numaraları bile telefonla alınırdı. O dönem gazeteler Ankara’ya İstanbul’dan bir gün sonra ulaşırdı. Anadolu’nun diğer illerine ise ancak üç gün sonra ulaşırdı. Mesela Pazar gününün Hürriyet’i Antakya’ya ancak Salı günü gelirdi.
       Ankara’da bürosu olan ender gazetelerden biriydi. Çok modern baskı makineleri; güçlü rotatifi vardı. Yakın illere dağıtım yapan ulaşım teşkilatı vardı. Nitekim Ayhan Işık’ın gazete taşıyan bir şoförü oynadığı film Yeni Sabah gazetesinin ulaştırma servisinde çekilmişti. Çok yakın illere gazete çok geç saat olsa da ulaştırılırdı. Sonra şehir kalıplarını Ankara’ya taşıdılar. Orada baskı yapılsın diye… 60’lardan sonra…

                HAKKI DEVRİM TAKMA İSİMLE YAZIYORDU
       Gazetenin en önemli isimlerinden birisi de gazeteci arkadaşımız Ulvi Yanardağ’ın babası Reşat Yanardağ’dı. Yazı işlerinde küçücük bir masada otururdu. Safa Bey’in en güvendiği bir adam olarak bilinirdi. Akil bir adam konumundaydı. Gazeteye girecek olan ancak tereddüt edilen haberler kendisine danışılırdı. “Yeni Sabah” imzalı baş yazılar onun kaleminden çıktığı bilinirdi. Sessiz sedasız oturan biriydi.
       Siyasi, sosyal kulis haberlerini “Sabiha Deren” takma adıyla Hakkı Devrim hazırlıyordu. Köşenin adı da “Fısıltı”ydı…
       Babıâli’de ünlü kişilerin imzasıyla röportaj yayınlayan ilk gazeteydi. Sinema ve tiyatro (komedi) sanatçısı Halide Pişkin imzasıyla röportajlar yayınladılar. ‘Pişkin Teyze’ diye çıkardı. Tabii bu yazıları Halide Pişkin yazmazdı, ama muhabirle halkın arasına girerdi. Mahallelere, sokaklara giderdi… Velhasıl Yeni Sabah Babıâli’ye yenilikler getiren bir gazeteydi.”
SÜLEYMAN BOYOĞLU


          Topluca tazminatları ödenerek işten çıkarılan Yeni Sabah gazetesi çalışanları arasında kimler yoktu ki... Başta TGC'nin önceki başkanlarından Nezih Demirkent, TGC'nin şimdiki Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Atay, Hürriyet gazetesi yazarı Rahmi Turan, Yeni Sabah'ın dış haberler sorumlusu Salih Uygur, istihbarat şefi İrfan Türksever, spor yazarı Aydemir Akbaş, Ahmet Vardar, foto muhabiri Mehmet Luma ve Aynı zamanda Galatasaray'da hocalık yapan Zahir Güvemli olmak üzere bir çok usta gazeteci Yeni Sabah'ta kapı önüne konulmuştu...Bu arada Zafer Atay'ın ismini çıkaramadığı Cağaloğlu'nun meşhur trafik polisi de çıkarılan gazetecilerin arasında görülüyor. ( Fotoğraf: Zafer Atay'ın arşivinden)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder