İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğrencileri ders notları, geçmiş sınav soruları, KPSS sınav sorularıyla ilgili çıktıları fotokopiyle çoğaltırlar...
Sadece İstanbul Üniversite öğrencileri mi? Tüm üniversite öğrencileri bu yöntemi ''ucuza mal olsun'' diye tercih ederler. İÜ ve Vezneciler bölgesinde bu nedenle çokça fotokopici bulunmaktadır. Ancak İÜ öğrencilerinin tercihi yarım asırdan fazla bir zamandır Bozdoğan Kemeri Caddesi No:21'de fotokopi işi yapan Detay Fotokopi'dir.
Nedeni de mütevazi ve öğrencilere yardımseverliği ile bilinen sahibi Namık Harmancıoğlu'dur. Öğrencilerin “Namık Abisi” Harmancıoğlu, üniversite hocalarının da “Strateji Hocası”dır.
Öğrencilerin “Namık Abi”si, üniversite öğretim üyelerinin kendisine bu ismi takmalarını ise şöyle açıklıyor:
“Üniversite hocaları ders notlarını bir fasikül halinde veriyorlardı. Hocalarla görüştüğümde bu ders notlarını bir kaç bölüm halinde vermelerini, zira bir fasikülün öğrencilere maliyetinin ağır olduğunu söylüyordum. Sonra dediğimi uyguladılar ve bana da 'Sen bizim artık strateji hocamızsın' demeye başladılar. Yani hem öğrenciler hem de üniversite hocalarıyla karşılıklı iyi ilişkilerimiz var.
Dükkanıma gelen hiç bir öğrenci kardeşimi parası olsun, olmasın geri çevirmedim.
15 YIL SONRA HELALLEŞME
Hatta bir öğrenci kardeşim 15 yıl sonra bana olan borcunu o zamanın parasıyla getirip verdi; 'Hakkını helal et Namık Abi' dedi, helalleştik. O kardeşim vicdanen rahatlamış oldu...
Ya kardeşim o zamanın parasıyla bu günün parasının değeri bir mi? Olur mu böyle bir şey bile demedim.
Karnı aç olan ve bana nazı geçen; 'Namık Abi bugün açım, bana yemek ısmarlar mısın? diyen hiç bir kardeşimi de geri çevirmedim.”
Harmancıoğlu, üç yıl yanında paraya ihtiyacı olan bir öğrenciyi çalıştırdığını, kasayı kendisine teslim ettiğini ve hiç bir zaman kazançla ilgili hesap sormadığını vurguluyor...
PANDEMİDE ÖĞRENCİLERİN JESTİ
Öğrencilerin Namık Abi'si Pandemi döneminde mezun olan ancak kendisiyle irtibatı koparmayan öğrenci kardeşlerinin yaptıkları jesti de unutmuyor:
“Pandemi sırasında uzun süre dükkanım kapalı kaldı. Mezun kardeşlerimden bir grup öğrenci beni merak etmişler; 'Namık Abi'nin iki çocuğu var. Ona bir yardım yapalım diyip, aralarında 8 bin lira toplayıp getirip verdiklerini de ömrüm boyunca hiç unutmayacağım.”
Biri 7 biri 11 yaşında iki erkek çocuğuna hem annelik hem babalık yapan Namık Harmancıoğlu, 1999 yılından beri Vezneciler'deki dükkanında fotokopi işi ile uğraştığını, ancak işin eski tadının kalmadığını söylüyor.
Bu arada, konuyla ilgili olmasa da Namık'ın unutamadığı bir anısını da buradan aktarmak istiyorum... Namık, halk müziği sevdalısı bir arkadaş.. Sohbetimizde 1970 ve 1980'lerde sol grupların, demokratların, halkın sevgilisi olan ozanları da andık. Namık, o dönem sahnelerde bir kasırga gibi esen, eserlerini seslendirirken bir aslan gibi kükreyen Âşık İhsani'yle nasıl tanıştığını, büyük bir beladan nasıl kurtulduklarını ise şöyle anlattı:
“Askerden yeni gelmiştim. Malatyalı bir arkadaşımın Küçükyalı'da belediyenin bir hizmeti olan 'Halk Tanzim Satış Yeri'nde bir dükkânı vardı. Bu arkadaşım askere giderken yeri bana teslim etti.
Dükkânda, Halk müziğine düşkünlüğümden dolayı teyp kasetinden 'Dostum Dostum' adlı bir eseri dinliyordum. O sırada önümde bir adam durdu; 'Ne güzel bir türkü... Beni tanıdın mı?' dedi. Hayır tanıyamadım, dedim. Kendisini tanıttı. Âşık İhsani'nin adını duymuştum, ama yakından tanımıyordum. Konserlerine de gitmişliğim yoktu.”
Namık ile Âşık İhsani sohbet ederlerken çevreden bir grup, ülkücülerin sembolü olan “kurt” işaretini yapmaya başlarlar. Sahnelerde yerinde duramayan, kükreyen İhsani dayanamaz o da onlara genelde solcuların yaptığı “Zafer” işaretiye karşılık verir ve “İşaret öyle değil ulan böyle verilir” diyerek yerinden kalkar. İhsani yerinden kalkınca kalabalık ikisinin üzerine yürür. Namık şaşırır, ama Âşık İhsani, korkusuzca onlarla bu kez ağız kavgasına başlar. Bundan sonrasını Namık şöyle anlatır:
“Beni de el kol, kafa göz işareti ile tehdit etmeye başladılar. 'Senin Ümraniye'de oturduğunu biliyoruz' bilmem ne demeye başladılar. O sırada çevrede bulunan Kürt vatandaşlar devreye girdi, ortamı yatıştırdı. Eğer onlar olmasaydı neler olurdu bilemiyorum! Ama, ben bir daha Küçükyalı'ya gitmedim...”
(Yazı ve fotoğraflar:Süleyman Boyoğlu)


