19 Nisan 2012 Perşembe

YENİ TOPKAPI-YENİ SULUKULE...





İlk dört karede 90'lı yıllara kadar Anadolu ve Trakya'dan İstanbul'a, İstanbul'dan da bu bölgelerin illerine yolcu taşıyan otobüslere ev sahipliği yapan, gelen gideni ağırlayan ve bir çok insana ekmek kapısı olan Topkapı, yeni çehresiyle herkesi büyülüyor. Ancak, beşinci karede "Kentsel Dönüşüm Projesi" kapsamında yerlerinden edilen "Roman" vatandaşlarımızın boşalttığı Sulukule'nin yeni görünümü ile hemen arkasındaki planda yükselen gökdelenler ise şaşırtıyor... (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

YORUMSUZ...

                                                        (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

BÂB-I ÂLİ'NİN ÇINARLARI ANLATIYOR...




                       TGC GENEL SEKRETER YARDIMCISI ZAFER ATAY:
                    "BİLGİSAYARA GEÇEN İLK GAZETE YENİ ASIR'DIR"

          Türkiye’de gazetede ilk bilgisayarlı sistemi getiren İzmir’de yayınlanan Yeni Asır gazetesi oldu. 1980’lerin başında Dinç Bilgin’in dedesinden-babasından devralarak çıkardığı Yeni Asır’da daktilo devri, kalemle çizgi devri kapandı. Bunu bana bir İzmir ziyaretim sırasında bizzat gazete binasını gezdiren gazetenin sahibi Dinç Bilgin göstererek anlattı. Hatta “Gazetede artık kalemi yasakladım, ama hala gizli saklı kullananlar var” demişti. 
          Bir bilgisayar başına giderek yine Dinç Bilgin, “Bakın kaleme kâğıda ne ihtiyaç var. Bir tuşa dokunarak, çizgiyi çiziyor” diye de göstermişti.
         Bugün 52 yılı doldurduğum meslek hayatımda teleksin de telefotonun da gazetecilikte büyük teknik aşamalar olduğunu yaşadım, ama bilgisayar hepsinden farklıydı. Ondan sonra yavaş yavaş bütün gazeteler bilgisayar sistemine geçtiler.
         Daktilonun bile zor bulunduğu bir dönemde bu mesleğe başlamıştım. Şimdi artık her şey bilgisayar ortamında çözülüyor… (Süleyman Boyoğlu)

18 Nisan 2012 Çarşamba

EMİNÖNÜ DE HAZIR...




James Bond’un son serisi olan ‘Skyfall’ filminin İstanbul Kapalıçarşı’daki çekimlerinin ardından, Eminönü'nde yapılacak çekimleri için hazırlıklar tamamlandı... (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

17 Nisan 2012 Salı

İLMED GENEL KURULU YAPILDI...



       Marmara İletişim Fakültesi Mezunları Derneği’nin (İLMED) 20. Genel Kurul’u, 14 Nisan Cumartesi günü TGC Basın Müzesi’nde gerçekleştirildi.
          
       Eski başkanlardan İsmail Ceyhan’ın başkanlığında oluşturulan divan heyetinin yönettiği genel kurulda yeni Yönetim Kurulu’na; Hüseyin Irmak, Mümtaz Dağtekin, Deniz Ceylan, Rafet Aykut Akay, Aysel Çetinkaya, Aysel Yörükoğlu ve Adnan Genç seçildi.
       Yeni yönetim adına bir konuşma yapan Hüseyin Irmak, duydukları güvenden dolayı genel kurul katılımcılarına teşekkür etti.

                 
                                             İLMED Yönetim Kurulu...
                                       (Fotoğraflar: Ökkeş Bölükbaşı)

ERCAN İPEKÇİ YENİDEN SEÇİLDİ...

                                  
       Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın 14-15 Nisan tarihlerinde yapılan Olağanüstü Genel Kurulu'nda genel başkanlığa Ercan İpekçi yeniden seçildi.
                      
                                           (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
       Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Burhan Felek Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen genel kurulda, iki listeyle girilen seçimlerde, mevcut başkan Ercan İpekçi 117 delegeden 58 oy, muhalefetin adayı Turgut Dedeoğlu ise 51 oy aldı.
      Yeni Yönetim Kurulu; Göksel Yıldırım (genel sekreter), Uğur Güç (genel mali sekreter), Şehriban Kıraç, Cem Kor, Selahattin Oğuz, Mete Öztürk ve İbrahim Koç'tan oluştu.

16 Nisan 2012 Pazartesi

ATEŞ NESİN...

                                                       

                                                                             NaNiK 

                                                
                                         Buna da şükür

                                  Özbekistan'da öğretmen ve doktorların
                                  maaşlarının bir kısmı "civciv" olarak ödenmiş
                                  Yatıp kalkıp halimize şükredelim...
                                  Bizde hiç olmazsa  kuş kadar maaşın

                                  tamamı her ay ödeniyor!

                                                               ***
                                  İnsaf


                                  İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin,
                                  "Çal bakalım davulcu" deyip vatandaşı oynatmış
                                  "Çal bakalım yandaşım" deyip vatandaşı

                                  oynattıranlara ne demeli peki?                                  

15 Nisan 2012 Pazar

GRUP YORUM KONSERİ...



        Grup Yorum'un ikinci "Bağımsız Türkiye Konseri" İstanbul-Bakırköy Halk Pazarı'nda on binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Konsere sanatçı Zülfü Livaneli, Aynur Doğan, Aylin Aslım, Hüseyin Turan şarkı ve türküleriyle, Nihat Behram da şiirleriyle destek verdi. (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

İSTANBUL'DA BİR AKŞAM...

                               Bir akşam vapurda olmak ve İstanbul'un güzelliğini görmek lazımmış...   
                                                                    (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

14 Nisan 2012 Cumartesi

BOĞAZ'DA YELKEN YARIŞLARI...

                                                                (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

12 Nisan 2012 Perşembe

HEY ÖZGÜRLÜK...

 (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
                              
                               GİDEN SESSİZLİK…

                               Tomurcuklar
                               ucunda
                               Bahar sevdalanır.
                               Yüce dağları
                               Yüce insanlar taşır…
                               Türkülerin sessizliği
                               Yaşanır zirvelerde…
                               Bir damla olur bulut,
                               sonra
                               dağlar..
                               Ayaklarının altında
                               küçülür.
                               Boşluklardan doğar
                               Umut…

                                           Selami Turgut Genç
                                                                                      Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC)
                                                                                       Sosyal Dayanışma Vakfı Başkanı

11 Nisan 2012 Çarşamba

BAB-I ALİ'NİN ÇINARLARI TGC'DE...

Bab-ı Ali'nin çınarlarından (soldan sağa) Zafer Atay, Ergin Konuksever, Nazım Alpman, Orhan Koloğlu ve Hami Alkaner TGC Basın Senatosu Odası'nda Bab-ı Ali anılarını tazelerken... (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

NAZIM ALPMAN...

                                                       (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

                                                    M. Göktepe Ödül Töreni

Bu yıl 15. düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri önceki akşam Cağaloğlu’ndaki Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin lokalinde verildi. 10 Nisan Metin Göktepe’nin doğum günü… Ödül töreniyle birlikte her yıl Metin için bir pasta kesip, Fadime Anayı kutluyoruz, Metin gibi bir çocuk dünyaya getirdiği için…
Bu yıl ki tören çok anlamlıydı. Ödül Komitesi Üyesi Celal Başlangıç tören öncesinde yapılacak olan “Türkiye’de Gazeteci Olmak” panelini açarken dedi ki:
-Ödül Jürisinde üç tane de tutuklu gazeteci vardı. Ahmet Şık, Nedim Şener ve Ragıp Zarakolu… Yarışmaya katılan eserleri cezaevlerine nasıl yollayacağız diye düşünürken ikisi çıktı geldi, şimdi ödül töreni yapılırken, üçüncü jüri üyesi için de tahliye haberini aldık.
Aslında panelin özü kendiliğinden ortaya çıkmıştı. Türkiye’de gazeteci olmak işke böyle bir şeydi:
-Bir bakıyorsun paneldesin, bir bakıyorsun içerde!..
Ahmet Şık, soru üzerine içerden dışarısının nasıl göründüğünü şöyle anlattı:
-Gazetecilik çok kirli görünüyor.
Sonra örnekler verdi. Televizyonlardaki tartışma adlı “bok atma” programlarına gönderme yaptı:
-TV Çakalları ekranlara çıkıp ‘bazı küçük hatalar olabilir’ diyorlar. Bu küçük hata benim bir yılımı aldı, kızımın 1 yılını aldı, eşimin 1 yılını aldı etti 3 yıl, 11 sanıkta ise 33 yıl ediyor. Hukuk hata yapamaz, yapmamalı!
Nedim Şener ise kıyaslamalı bir durum tahlili yaptı:
-1990’larda gazetelerde, televizyonlarda tetikçiler vardı. Andıç peşinde koşar onu-bunu ardıçlarlardı. Şimdi onların yerini çakallar aldı. Aynı işi yapıyorlar.
Nedim, bir de sitem de bulundu:
-Eski andıç kurbanı gazeteciler bizim durumumuzla ilgili olarak sessiz kaldılar bunu da belirtmiş olayım!
Sonra ödül törenine geçildi… Metin Göktepe insan hakları haberleri peşinde koşan bir gazeteciydi. Ödül alan gazetecilerin haberlerinin tümü hak ihlali üzerine olanlar arasından seçilmişti, hepsinin “büyük ödül” değeri vardı. Ödüller, paneldeki gazeteciler, içerdeki meslektaşları, hepsini bir araya getirince mesleğin vaziyeti netleşiyordu:
-Türkiye’de gazeteci olmak, işte budur!
                                                                 (Fotoğraf: Tuğçe Çelik)

                                                    Kahramana ihtiyaç yok!

Nedim Şener konuşması sırasında kendi özel durumuyla ilgili herkesin bilmesi gereken minik bir değişiklik haberi verdi:
-Ben hapisteyken Milliyet’ten atılmışım!
Gazete geçen yıl patron değiştirince, alan satana demiş ki:
-Ben Nedim’i istemiyorum!
Oysa Nedim Abdi İpekçi’nin kurduğu gazetenin en değerli unsurları arasında ön sırada yer alıyor. Çünkü ulusal ve uluslararası sayısız ödül yanında bir de herkese pek nasip olmayan bir unvana sahip:
-Basın Özgürlüğü Kahramanı!
Nedim’in adının yer aldığı şeref listesinde Türkiye’den üç isim daha var: Abdi İpekçi, Uğur Mumcu ve Hrant Dink!
Bu kadar parlak bir gazeteciyi “istemem” demek, Milliyet’in nasıl bir çizgiye oturacağı konusunda ipuçları da vermiyor mu?
Milliyet’in eski patronu Hanzade Doğan, Nedim’i üzmemek için “biz senin kadronu Posta’ya aldık” demiş o satış sırasında… Nedim’i satmamışlar en azından…

                                                    Yayıncılıkta yeni dönem

SAMİZDAT

Kırmızı Kedi Yayınları’ndan kırmızı kapaklı kalın bir kitap çıktı geldi. Birinci sayfası dolma kalemle imzalanmış olan ithafta şöyle deniliyor:
“Hapisteki bir gazetecinin çığlığını duymanız umuduyla!”
Kitabın adı Samizdat, alt başlığı ise: Hakikatlere Dayanacak Gücünüz Var Mı?
Odatv Davası’nın sanıkları arasında bulunan Soner Yalçın’ın son satırlarını bir ay önce yazdığı kitap bir cezaevi günlüğü şeklinde başlayıp Türkiye’yi saran toplu davaların içinden geçtikten sonra tekrar günceye dönerek tamamlanıyor.
Peki “Samizdat” adı nedir, nereden geliyor?
Soner Yalçın onu da anlatıyor: Olağanüstü dönemlerde, baskıdan sansürden kaçabilmek için kitaplar gizlice basılıp, dağıtılıyordu. Ruslar bu tür kitaplara “Samizdat” adını koydu, bu da evrensel hale geldi.
Samizdat da içerden ve dışarıdan pek çok bilgi yer alıyor. Tabii cezaevine düşenlerin yaşayacağı vefasızlıklar da… Kitapları satış rekorları kıran Yalçın, bu kitabını da eski yayıncısıyla çıkartmak istemiş. Önce 12 Haziran Seçimleri yapılsın yanıtını almış, sonra iddianame çıksın şartı gelmiş. Yaz geçsin, sonbahar gelsen, ilk duruşma yapılsın diye basıma nazlanma maddeleri uzayınca Soner Yalçın da Kırmızı Kedi’den okurlarına ulaşmış.
Yalçın, “Binbaşı Cem Ersever kitabımı daktiloyla, Behçet Cantürk kitabımı bilgisayarla yazdım” diyor:
-Samizdat’ı el yazısıyla kaleme aldım!

10 Nisan 2012 Salı

METİN GÖKTEPE ÖDÜLLERİ VERİLDİ...


                                 Nazım Alpman ve Metin Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe
                                                                    (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

Cezaevinde öldürülen iki tutuklunun cenazesini izlerken, İstanbul-Eyüp'te 8 Ocak 1996 günü polislerce gözaltına alındıktan sonra götürüldüğü Eyüp Kapalı Spor Salonu yakınında ölü bulunan Evrensel Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe adına düzenlenen “Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri” sahiplerini buldu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Lokali’nde düzenlenen tören öncesi bir panel düzenlendi. Panele geçilmeden önce “Birinci KCK Davası”ndan tutuklu sanık yayıncı-yazar Ragıp Zarakolu ile birlikte 15 kişinin tahliye edildikleri duyuruldu.
(Fotoğraf: Hüseyin Güder)
Daha sonra gazeteci Celal Başlangıç’ın yönettiği panele geçildi. Panele konuşmacı olarak Metin Göktepe’nin arkadaşı Ahmet Şık ve gazeteci-yazar Nedim Şener katıldı. Konuşmaların ardından “Ahmet Şık-Nedim Şener Ödülü” Evrensel gazetesinden Hilal Yağız’a, “Haber Ödülü” Dicle Haber Ajansı (DİHA) Mersin Muhabiri Zeynep Kuriş’e,  “Jüri Özel Ödülü” de Sabah gazetesi muhabiri Bilge Eser’e, Radikal gazetesi muhabiri Mesut Hasan Benli’ye ve Evrensel gazetesi muhabiri Elif Görgü’ye verildi. “Görüntülü Haber Ödülü”nü ise Show Tv muhabiri Ali Burak Ersemiz ile kameraman Deniz Pirinççiler kazandı. “Fotoğraf Ödülü” de Hürriyet Daily News muhabiri Selahattin Sönmez’e verildi.
Gazetecilik faaliyetini cezaevinde de sürdüren Birgün gazetesi muhabiri Zeynep Kuray’a ise “Jüri Onur Ödülü” verildi.
                            Ahmet Şık, Süleyman Boyoğlu, Safa Köktener (Fotoğraf: Hüseyin Güder)
Törene TGC Başkan Vekili Turgay Olcayto, TGC Genel Sekreter Yardımcıları Zafer Atay, Ahmet Özdemir ile çok sayıda gazeteci katıldı.
                                        Ödül alan gazeteciler toplu halde (Fotoğraf: Tuğçe Çelik) 

9 Nisan 2012 Pazartesi

İKİ DOST...


Yıl 1989…
Aylardan Temmuz ayı… Ve Temmuz’un ilk günü…
Yer Taksim…
O yıllar daha emekli olmamıştım, Anadolu Ajansı muhabiriydim.
Görev sonrası Taksim’den Tarlabaşı Bulvarı’ndaki İETT otobüsleri
durağına yürüyerek inerken hemen hemen kendi kilosunda bir köpeği
sırtlayıp götüren küçük bir çocukla karşılaşmış, hayret etmiştim.
Küçük çocuğun bu hali Anadolu kadınlarının özellikle de Karadeniz
kadınlarının ota-ekine giderken sırtlarına attıkları bebeleri gözümün
önüne gelmişti…
Çantamdan fotoğraf makinemi çıkarıp, sırtında köpeği taşıyan
çocuğun iki kare fotoğrafını çekmiştim. Fotoğraf çekerken adını
sormuş; “Murat” demişti. Soyadının da “Güney” olduğunu söylemişti. 
Küçük Murat köpeğini çok sevdiğini, Taksim’in yoğun trafiğinde
kazaya kurban vermemek için sırtında taşıdığını da anlatmıştı.
Yolcu yolunda gerekirdi. Murat sırtında sevimli köpeği ile Taksim
Meydanı’nın karanlık kalabalığına karışırken, ben de yoluma devam
etmiştim..
Daha sonra Murat’ın sırtında köpeği ile poz verdiği bu fotoğrafı bir
yarışmaya göndermiştim; ancak ödül alamamıştım. Ödül zaten önemli
değildi. Amacım bu fotoğrafla kentin yalnız insanlara ait olmadığı,
başka canlılarında bu kentte yaşama hakkı bulunduğu mesajını vermekti.
Umarım ailece çok beğendiğimiz bu fotoğrafı o zamanlar 8-9 yaşlarında,
bugün ise 30’lu yaşlardaki Murat bloğumda görür…
(Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

"SARIYER EDEBİYAT GÜNLERİ"



                             
   Sarıyer’de 7’den 70’e herkesin okumaya ve yazmaya olan ilgilerini arttırmak, edebiyatın bütünleştirici etkisiyle öğrenci, öğretmen ve edebiyatseverleri, edebiyat dünyasının önde gelen isimleriyle buluşturmayı sağlamak amacıyla Sarıyer Kaymakamlığı, Sarıyer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Sarıyer Belediyesi tarafından düzenlenen "Sarıyer Edebiyat Günleri ve Öykü Yarışması"na katılım süresi yarın (10 Nisan 2012 günü) sona eriyor. 
   Yarışmayla ilgili ayrıntılı bilgiler http://www.sariyer.bel.tr/ adresinde, Kültür Müdürlüğü ana sayfasında yer almaktadır.
 
İletişim Bilgileri:

Tel:         (0212) 242 81 05 - (0212) 271 60 99

ATEŞ NESİN...

                                                  
                                                               NaNiK



                                      Pürdikkat

                                    MHP lideri Devlet Bahçeli,
                                    "Erdoğan dikkat çekmek için
                                    Obama'nın ağzına bakıyor" demiş
                                    Hayır efendim, ilgi çekmek için değil...
                                    Ağzını açıp kendisini ne zaman ham
                                    yapıp yutacak diye bakıyor!


                                                    ***

                                    Boşa çaba
            
                                    Atatürk'ün sesini değiştirmişler
                                    Tüm uğraşlarına rağmen kesemeyince,
                                    çakma bir sesle değiştirmeye yeltenmişler!    

                                     
 

8 Nisan 2012 Pazar

TOZKOPARAN'DA OKUL YIKIMI...



Güngören-Tozkoparan'daki Ali Fuat Cebesoy İlköğretim Okulu, bugün (8 Nisan Pazar) yıkılmaya başlandı. Uzun yıllar öğrencileri konuk eden ve hizmet veren eski okul, yıkılıp yeniden yapılacak. (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

ALTINOVA'NIN MİNİK FUTBOLCULARI...



Güngören-Tozkoparan'da Altınova Spor'un minik futbolcuları bugün (8 Nisan Pazar) halı sahada antrenman maçı yaparken, küçük bir çocuk onları imrenerek izledi. Yedek oyuncular da arkadaşları maç yaparken bulundukları yerden hop oturup hop kalktılar. (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

6 Nisan 2012 Cuma

ÖLDÜRÜLEN GAZETECİLER GÜNÜ...

                                           
                         TGC Hasan Fehmi Bey'i mezarı başında andı

         Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) öldürülen 64 gazeteciyi "6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü"nde düzenlediği törenle andı. Gazetecilik mesleğinin verdiği ilk kayıp olarak kabul edilen "Serbesti" Gazetesi Başyazarı Hasan Fehmi 6 Nisan 1909 gecesi Galata Köprüsü'nde öldürülmüştü. 
         Hasan Fehmi Bey’in ölümünün 103. yılında Çemberlitaş Divanyolu'ndaki 2. Sultan Mahmut Türbesi'nin bahçesinde bulunan mezarı başında düzenlenen anma törenine TGC Başkanı Orhan Erinç, Başkan Vekili Turgay Olcayto, Genel Sayman Gülseren Ergezer Güver, Genel Sekreter Yardımcıları Zafer Atay ve Ahmet Özdemir ile üyeler katıldı. 
        Anma töreninde konuşan TGC Başkanı Erinç şöyle dedi:
“Serbesti Gazetesi Başyazarı Hasan Fehmi Efendi’yi silahlı saldırıda öldürülüşünün 103’üncü yıldönümünde ardından  öldürülen  63 gazeteci ile birlikte saygıyla anıyoruz. Hasan Fehmi  Efendi 6 Nisan 1909 günü öldürülen ilk Türk gazetecisidir. Öldürülen 64’üncü gazeteci de 19 Aralık 2009 kaybettiğimiz üyemiz Cihan Hayırsevener olmuştur. Yazdıklarından, düşüncelerinden rahatsızlık duyulan gazetecilerin  öldürülmesi, tarihe utanılacak olayların eklenmesine karşın bekleneni sağlayamamış, gazeteciler tüm tehditleri ciddiye almayarak görevlerini yapmayı sürdürmüşlerdir.
       Basın Tarihi’mizde 1992 yılı 14, l993 yılı da 9 gazeteci ile gazetecilerin mesleklerini yapmaktan silahla alıkonulduğu en acılı yıllar olmuştur. Ancak vardığımız noktada, gazetecilerin mesleklerini yapmaktan alıkonulduğu yeni uygulamalar gündeme gelmiştir. Daha 2004 yılında yani Türk Ceza Yasası ile Terörle Mücadele Yasası değişiklikleri sırasında Yönetim Kurulu’muzun uyarıları dikkate alınmadığı için gazetecilere terörist suçlaması yapılabilmesi çok kolaylaşmıştır. Tutuklanarak yargılandıkları için mesleklerini yapmaktan da men edilmiş 101 meslektaşımız vardır. Çok sayıda meslektaşımızın da siyasal yaklaşımları nedeniyle kalemleri ellerinden alınmış durumdadır.
      Yayın organları ve gazeteciler arasındaki ayrım ise çok partili dönemde örneği olmayan bir uygulamaya dönüşmüştür. Öldürülmeden de meslekten men edilen ya da oto sansüre zorlanan meslektaşlarımızın durumu, açıklamalara göre dünyada da kaygıyla izlenmektedir. Öldürülen meslektaşlarımızı saygıyla anıyor, mesleklerini yapmaktan alıkonulmuş meslektaşlarımıza da özlemlerimizi ve sevgilerimizi yolluyoruz.”
      Anmanın ardından saat 11.00'de "Öldürülen Gazeteciler Günü" nedeniyle TGC Basın Müzesi'nde bugüne kadar öldürülen gazetecilerin fotoğraflarının yer aldığı galeri ziyaret edildi.    

3 Nisan 2012 Salı

HAYDARPAŞA'DA HÜZÜN VAR...

                                                     (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

TARİHİ ESERLER VE DEV TANKER...

(Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
                                                         

2 Nisan 2012 Pazartesi

ATEŞ NESİN...

                                              
                             
                                                                NaNiK

Şaş da kal

Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ
duruşmasında, "Bana terörist diyene şaşarım" demiş
Şaşmayın paşam şaşmayın...
Teröristlere gerilla denilen bir ülkede

generallere terörist denilmesi doğaldır!

***

Yeme de yanında yat

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay,
Türkiye'de yat turizminde yabancı yat sahiplerine
3 aylık kısıtlama getiren uygulamayı eleştirerek, 

"Turistler denizi mi yedi" demiş
Bizim içine ettiğimiz denizi yiyecek kadar
aptal mı bu adamlar? 

1 Nisan 2012 Pazar

İSTANBUL'UN ÖTEKİ YÜZÜ...

                         
                                 Restorasyon çalışması bir türlü başlamayan Davutpaşa Askeri Fırını...
                                   Belediyenin moloz ve çöp dökülmesini bir türlü engelleyemediği
                                                           Esenler-Çiftehavuzlar Mahallesi'ndeki boş bir alan ve hemen
                                                           arkasında yükselen modern binalar...
                        
                                       Esenler-Kemer Mahallesi'nde inşaatlara
                                                                  teslim olan tarihi su kemeri...
                                  Davutpaşa tramvay durağı önünde eskici ile eski
                                                          bot pazarlığı yapan bir kadın...
                                                          (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

KÖPEKTEN KORKAN KEDİ...




Esenler-Çiftehavuzlar Mahallesi'nde baba ile kızı, boş bir alanda köpeklerin kovalayarak ağaca çıkarttığı kediyi indirmek için epeyce bir uğraş verdi. Baba-kız korkan kediyi bir türlü aşağı indiremedi. (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)