6 Temmuz 2012 Cuma

60'LI YILLARIN MAGAZİN GAZETECİLİĞİ...


                                          (Fotoğraf: S.Boyoğlu)
                  HAYAT MECMUASI YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
                   HİKMET ANDAÇ 60’Lİ YILLARIN
                   MAGAZİN GAZETECİLİĞİNİ ANLATTI:

        60’lı yılların magazin anlayışı ile bugünün magazin anlayışı arasında dağlar kadar fark var. O yıllarda içeride redaksiyonda masamda çalışırken, redaksiyon kapısı açıldı. Yaklaşık 20 kişinin çalıştığı bir yerdi redaksiyon yeri. O sırada içeriye hışımla Şevket Rado girdi. Hayat Mecmuası’nın kapağındaki Sofia Loren fotoğrafını herkese göstererek, “Fotoğrafın kadrını kim aldı?” diyerek masama geldi.
       Elindeki mecmuayı bana doğru tutarak, “Bu açık fotoğrafı niye koydun?” dedi. Ben de ‘Bu fotoğraf açık saçık fotoğraf değil’ dedim. Rado, eliyle Sofia Loren’in göğüs kısmını göstererek, yine hışımla “Bu açık değil de nedir?” dedi.
Ben de ‘Göğüsler açık değil ki… Sofia Loren’i koyduğumuz zaman tiraj alıyoruz’ dedim.

                  "BANA MÜSAADE"

       Sonra Şevket Rado mecmuanın iç sayfalarını göstererek, sol sayfanın üstündeki başlığı işaret etti. Ben sayfaların başlıkları çatışmasın diye sağ taraftaki konunun başlığını ortaya almıştım. Rado, “Bu konunun başlığı üstte güzel, fakat sağdaki sayfanın başlığının ne işi var kıçta” derken, elindeki mecmuayı aldım. Sonra mecmuayı ortadan ikiye katladım. Masanın üstüne vurur gibi yaptım ve ‘Bu iş bu kadar olur. Bana müsaade…’ dedim ve pardösümü askıdan alarak dışarı çıktım.
       O yıllar sıkça uğradığımız Çamlı Lokantası’na gittim. Çamlı Lokantası o sıralar 2. Mahmut Türbesi’nin tam karşısındaydı. Biz gazeteciler arada sırada orada içki içerdik. Masada otururken, bir baktım mecmuada benim yardımcım olan Şekip Gümüşkanat geldi, “Şevket Rado sizi istiyor Hikmet Abi” dedi. Ben de 'Bir iki saat sonra geleceğimi söylersin' dedim. Arkadaş gitti ben de bir iki saat sonra Şevket Rado’nun odasının kapısını tıklatarak yanına gittim.

                TARTIŞMANIN SEBEBİ SOFIA LOREN

      Bana kapıyı kapamamı söyledi. Kapıyı kapadıktan sonra bana, “Sen son zamanlarda çok çalışıyorsun, sinirlerin bozuk. Benim de sana çıkıştığım açık-seçik Sofia Loren’in fotoğrafı konusu Kazım Taşkent’in eşi Ayşe Hanım’ın eleştirisi yüzünden, bu çıkışı yapmak zorunda kaldım. Gördüğüm kadarıyla çok yorgunsun, muhasebeye bildiriyorum, sana bir maaş ikramiye veriyorum” dedi.
Ben odasından çıktım. Armağan edilen ikramiyeyi aldım.
      O zaman Hayat Mecmuası’nda tahrik edici fotoğraflar basılmazdı. Ünlü bir artist olan Sofia Loren’in göğüslerinin görünmesi değil de göğüslerinin arasındaki çizginin görülmesi bile sorun oluyordu. O yüzden kadın fotoğrafı seçerken çok dikkat ediyorduk.

                  "BİZ AİLE MECMUASIYDIK"

     Bugünkü magazin gazeteleri ve dergilerine bakıyorum da anlayışımız arasındaki farkı çok net olarak görüyorum. Biz bir aile mecmuasıydık. Okurlarımızdan çok olumlu tepkiler ve takdir alıyorduk. Kadın okuyucularımız Hayat Mecmuası okuduklarını göstermek için koltuk aralarında Hayat Mecmuası’nı gösterir biçimde taşırlardı. Bazı sayılarda iadesiz 550 bin tirajı bulduğumuz oluyordu….
(Süleyman Boyoğlu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder