17 Ekim 2016 Pazartesi

YÖRÜK KÖYÜ'NÜ BEKLEYEN TEHLİKE!









































    Leyla Gencer, Cemil İpekçi ve Gülgün Feyman’ın babalarının evlerinin de bulunduğu Safranbolu’ya bağlı Yörük Köyü’nde koruma altına alınan 93 adet tescilli eseri ne depremler, ne fırtınalar, ne de yağmurlar-karlar bugüne kadar yıkamadı. Son yıllarda başlatılan restorasyon çalışmalarıyla da bir kısmı eski görünümlerine kavuşturuldu ve turizme kazandırıldı.
   Ne yazık ki eski görünümlerine kavuşturulan ve restore edilmeyi bekleyen evler her yerde ve her zaman olduğu gibi yine biz insanlar yıkılıp yok olmasına sebep olacağız. Şöyle ki; köyün tarihi evlerini görmek için gelen insanlar, köyün girişindeki otoparka araçlarını park etmeyerek, köyün zaten dar olan sokaklarına dalıyorlar. Dalmak da ne kelime; çoğunluk araçlarından inmeden tozu dumana katarak sokak aralarında “Yörük Köyüne gittik, gördük” edasıyla turlar attıktan sonra köyü terk ediyorlar. Özellikle de uzun bayram tatillerinde yoğun bir araç baskısına maruz kalan köyün tarihi evleri, gözle görülür bir şekilde bel veriyor, yan yatıyor, sıvaları dökülüyor. Bu durum da yapılan çalışmaları ve yapılacak restorasyonları boşa çıkarıyor.
   Sokaklardan birinden fotoğraf çekerek ilerlerken bir vatandaş ikinci katın penceresinden, “Lütfen söyleyeceklerimi dikkate alın. Bu köy yaklaşık 850 yıllık bir köy. Bazı rehberler köyde evlerin 200 yıllık olduğundan bahsediyor. Ne 200 yılı, atalarımdan kalan bu gördüğünüz oturduğum ev 450 yıllık… Rehberler araştırmadan, soruşturmadan köy ve evleri hakkında yalan yanlış şeyler söylüyorlar. Bu bizi üzüyor” diye seslendi.

   Bazı vatandaşlar da köyü ziyarete gelenlerin geride bıraktıkları çöplerden şikâyetçi oldular. 
(Yazı ve Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

16 Ekim 2016 Pazar

YOL FOTOĞRAFLARI...





























İnsan doğası gereği yemeyi, içmeyi ve gezmeyi çok sever. Özellikle de dostlarıyla gezmeyi… Bu gezilerde fotoğraf makinemiz ya da kameramız yanımızda yoksa gördüğünüz güzel bir manzara ya da bir olay karşısında, “Keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı” diye hayıflanırız. Bilmiyorum sizler ne diyorsunuz? Ama benim böyle çok hayıflandığım gezilerim olmuştur. Bu sefer öyle yapmadım. Karadeniz’in küçük bir bölümüne yaptığım gezide fotoğraf makinemi yanıma aldım, istediğim yerde durdum; istediğim manzarayı çektim. Çektiğim bu fotoğrafları da bloğumda sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz…  
(Yazı ve fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)