İstanbul Üniversitesi’nin ilk rektörü olan, bir süre de Edebiyat Fakültesi’nin dekanlığını yapan Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu, Güzel Sanatlar Akademisi’nde estetik, resim pedagojisi derleri verirken öğrencisi olan ve ünü daha çok Avrupa’da bilinen ressam Fikret Mualla’nın 20 Temmuz 1967 tarihinde Fransa’da öldüğünü öğrenince çok üzülür.
Baltacıoğlu,
1934 yılından beri yayınladığı aylık sanat ve fikir gazetesi Yeni Adam’ın 1968 yılı Temmuz ayı sayısında
öğrencisi Fikret Mualla’yı nasıl
tanıdığını ve ölümünü nasıl öğrendiğini şöyle anlatır:
“Yıllar
önce Güzel Sanatlar Akademisinde estetik, resim pedagoji dersleri verirken
benim öğrencim olan olmuştu. Sonra ben kürsümden atılıp da ‘Yeni Adam’ı
çıkarmaya başlayınca bir gün idarehaneye gelip beni gördü. Resimlerini basmaya
başladık. 1939’da basılan “İnanmak” adlı piyesimi de resimledi.
Mualla benim yaşama boyunca tanıdığım insanlar arasında dikkatimi çekenlerden biri idi. Oluşu duruşu, düşünüşü, yaşayışı bambaşka olan bir insandı.”
VAPURA BİNMEKTEN VAZGEÇME
Baltacıoğlu, bir gün akşama doğru Karaköy Köprüsü (Galata Köprüsü) üzerinden yürürlerken Fikret Mualla’nın, şu sözleri söylediğini aktarır:
-Bu
sabah iyi bir kahvaltı ettim. Karnımı doyurdum.
Çok üzüldüm. Besbelli ki karnı açtı. Üsküdar vapuruna
binmekten vazgeçtim. Hemen Karaköy’de bir lokantaya girdik. Yemek yedirdim.
Mualla’nın durumu beni çok sarmıştı.
Aradan yıllar geçti. Avrupa’ya gittiğini orada kaldığını
işittim. Kendisinden bir tek mektup aldım, o kadar. Öldüğünü de bir yıl sonra
son günlerde öğrendim…
Üzüntüm çok büyük oldu."
Ismayıl Hakkı Baltacıoğlu, 23 Ağustos 1967 tarihli Cumhuriyet
gazetesinde çıkan “Fikret Mualla” başlıklı Fikret Ürgüp imzalı yazıdan alıntı
yapıyor:
“Evet, Temmuz 1967 ortasında, Fransa’nın güneyinde, Aşağı Alp
dağlarının eteğinde, Reyn köyündeki iki odalı evinde hastalanmış; hastaneye
kaldırmışlar; sonra yoksullar evine. Koskoca Fikret Muallâ ölmüş. Bir yere
gömmüşler. Ama, onu koruyan bir kadın varmış, O aralık İsviçre’de, kocasının
yanındaymış; ona haber vermişler. Fikret Muallâ’nın ölüsünü alıp Türkiye’ye
getirecek; ona bir mezar yaptıracakmış.”
Baltacıoğlu, yazısının sonunda; “İnsan Fikret Mualla’yı
düşününce bocalamaya başlıyor, bir türlü karar veremiyor: Fikret Mualla’ya mı
acımalı, yoksa memleket değerlerini tanıma işindeki geriliğine mi üzülmeli?” diyor…
Bu arada, Fikret Mualla İstanbul’da yaşarken Kadıköy Moda’da
sanatsever Salah Cimcoz, kendisine bir yer tahsis eder. Bu evde Cimcoz’un
çocuklarından Emel hanıma resim dersleri verir.
Sonra Emel Hanım eski Cumhurbaşkanlarından Fahri Korutürk’ün
eşi olur. Fikret Mualla’nın cenazesi Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün
ilgilenmesi sonucu 1974 yılında İstanbul’a getirilir ve Karacaahmet
Mezarlığı’nda toprakla buluşturulur.
(Süleyman Boyoğlu)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder