Sevgili.............!
Sessizliğime parsel parsel alan açmıştır Şarlo’nun
susmaları, sonra bir bahçe inşa edersiniz o bakir sessizlikte ilk aklıma
gelen kasımpatı derler ki krizantemdir o çiçek kadim çağlarda platonik
sevdalarıma öncülük etmiştir sessizlik tarlamda.
Sonra bir ses duyarım, en yakın komşumdan gelir yani
geçmişimden, Şarlo seslenir en sessiz sesiyle; "Şarlo konuşmaz, Şarlo
konuşursa ölür."
Çok konuşurlar, ancak suskunluğuma eşlik eden
insanlar var hayatımda. İstemeyenleri hafızamdan otomatik silen bir
yazılım geliştirdim.
Kendimle bütünleşmek, eğlenmek, oynaşmak istiyorum, ne çok kişinin susanı oldum ben ve herkesin
bir susanı olması gerekir…
Bazen susarak hem de kana kana susarak daha çok
konuşabileceğimize inanıyorum, en kıymetli anlarımdır benim sessizliğim
ve o arada durabildiğim zamanlardır... Denemek gerek… Demlenmek gerek bir
süre, sonraki konuşmaların tadı bi başka olacak…
00,35 gece yarısı haberleri Hindistan-Pakistan
çatışmış hangi taraftan olduğu önemli değil, diğer taraf
öbürünün uçağını düşürmüş ölüler varmış, şehitlik mekanizması onlar
içinde çalışacak mı acaba? Bilirkişi en kalın sesi ile zaten
konuşuyor. Ölüler yaralılar falan diye.
Susmaya vaktimiz yok diyorsanız! Şarlo yine konuşmadan ve
filmin sonunda susarak yazdığı gibi; “gülümse,
umudunu kaybetme, başaracağız” ...diyerek yine susmuş zaten..
Sonra gece yarısının kahredici sessizliğinde
aklına gelir Nazım Ustanın hapiste yatacak olanlara öğüt vermesi….
………
bir de
kim bilir
sevdiğin
kadın seni sevmez olur,
ufak iş
deme,
yemyeşil
bir dal kırılmış gibi gelir.
içerdeki
adama."
Suskunluğuma
ortak oldunuz bir gece yarısı..
Şarlo’nun
yaptığı gibi alt yazı ile sustum size..
Gece
yarısını geçtik sabaha ne kaldı kapıyı açtık avluya çıktık iki adım sonrası
sokak kapısı çamurlu….
Günaydın…...
(Sakip Bayhan)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder