26 Mart 2026 Perşembe

EĞİTİME ADANAN BİR ÖMÜR...

 

       Anı yazmak hele de bunları bir kitapta toplamak çok zor bir iş… Herkes anı yazar, ama kendisine ve birilerine dokunan konulara kolay kolay değinmez. Değinse bile fazla eşelemez konunun etrafında dolanıp durur…

Anıya konu olacak ünlü bir kişiyse ona hiç dokunulmaz, adının ilk harfi dahi yazıda belirtilmez. Bunu nereden biliyorum ünlü yazarımız Aziz Nesin’in oğlu Ateş Nesin’den biliyorum.

Ateş Nesin, 2006 yılında Nesin Yayınları’nda çıkan “Babam Aziz Nesin” kitabında bazı gerçekleri dile getirdiği için adeta “aforoz” edildi. Gazete ve dergilerin çoğu babasının, ablası Oya’nın ve kendi yaşadıklarını, gördüklerini anlattığı için sayfalarında yer bile vermedi.

Ateş ağabey, benim için çok iyi bir dosttu. Bana; “Gerçekleri yazmayacaksam, niye anı yazayım. Anı yazmak cesaret işidir” derdi.

Hassas bir insandı Ateş ağabey, ne kalbi ne de beyni babasına yöneltilen eleştirilere dayanamadı, sessiz sedasız bu dünyadan göçüp gitti.

İşte tam da Ateş ağabeyin söylediği gerçekleri hiç gocunmadan ve sakınmadan yazan bir kitap elime geçti. Kim mi bu cengâver dediğinizi duyar gibi oldum. Kitabı yazan benim doğduğum memleketten yıllar önce göç eden, gittikleri yerde “Katırcılar” olarak anılanların torunu Milli Eğitim eski müfettişlerinden Kamil Demir’den…

Kamil Demir, Cumhuriyetin ilanından yıllar sonra okula kavuşan Amasya’nın Göynücek ilçesi Tencirli köyünde dünyaya gelir. İlkokulu köyünde başarılı bir öğrenci olarak tamamlar. Sonra ortaokulu Çorum’da, Amasya’da yakınlarının yanında zor şartlar altında tamamlar. Liseye Amasya Lisesi’nde başlar.

YAŞAR KEMAL VE FAKİR BAYKURT KİTAPLARI

Amasya Lisesi’nde Amasya Halk Evleri Kütüphanesi’nin, Amasya Beyazıt Kütüphanesi’nin müdavimi olur. Yaşar Kemal, Fakir Baykurt ve Nâzım Hikmet’in kitaplarıyla tanışır. Halk Evinde sol grupların tartışmalarını ve atışmalarını dinler. Ezilen ve yokluk yoksulluk çeken bir çocuk olduğu için sola sempati duyar.

Yokluk ve yoksulluk İstanbul’da da yakasını bırakmaz. Beyoğlu Ticaret Lisesi’nde okurken Esentepe’de bir binada kapıcılık yapan ağabeyi Kemal’in yanına yerleşir. Okul çıkışı burada ağabeyinin yaptığı “kapıcılık” işini yapar. Ağabeyi tası tarağı toplayıp Göynücek’e dönünce Kamil Demir, yalnız kalır. Mahalle muhtarının yanında hem çalışır hem de okula devam eder. Okul derneğinin aldığı giysiler ve okulda öğlen verilen yemekle karnını doyurur.

1 MAYIS 1977 KANLI İŞÇİ BAYRAMINDA

Okulu bitirince bir petrol şirketinde müdürlük yapmaya başlar. Müdürlük yaparken işçilerden yana tavır alır; onların sendikalaşması için çaba sarf eder. İşçileri işverenin karşı çıkmasına rağmen Taksim’de 1 Mayıs 1977’de düzenlenen ve 35 işçinin katledildiği “İşçi Bayramı”na götürür.

Bu arada baba ve annesinin önerisiyle teyzesinin kızı Emine Hanım’la evlenir. Beşiktaş’ta Devlet Tatbiki Güzel Sanatları Yüksek Okulu’nun Mimarlık bölümünün gecesine kayıt yaptırır. Okul bombalanınca gece bölümü gündüze kaydırılır. Çalışmak zorunda olduğu için okulu bırakır. Tekrar üniversite sınavlarına girer, Amasya Eğitim Enstitüsü’nü kazanır. Burayı da kapatırlar Ankara Eğitim Enstitüsü’ne bütün öğrencileri gönderirler. Kamil Demir, Enstitüyü bitirir. Vekil öğretmenlik yapmaya başlar.

İLK ÖĞRETMENLİĞİ KAĞIZMAN’DA

1980 yılında tayini öğretmen olarak Kars iline çıkar. Sonra Kağızman ilçesine bağlı Kuloğlu köyünde öğretmenlik yapmaya başlar. Yarıyıl tatilinde eşini ve iki oğlunu da Kuloğlu’na getirir, bir ev tutar. Tutar ama evin tuvaleti yoktur. Tek odalı ev için hemen ev sahibiyle birlikte bir tuvalet çukuru açarlar, üstüne derme-çatma bir tuvalet yaparlar…

Burada hastalara, zor durumlarda kalanlara eşiyle birlikte yardımcı olurlar, sevilirler… Buradaki anılarının en ilginci de hastalanan danaya oğluna içirdikleri solucan ilacı içirip iyileştirmeleridir.

Kamil Hoca, okula yakın bir komşusunun 19 yaşındaki kızının Manisa ilinde 65-70 yaşlarında birisine 50 koyun karşılığı verilmesinden de hüzünle bahseder.

Daha sonra tayini Van’a çıkar. Van’ın Çatak ilçesi Dalbastı (Humar) köyünde çok zor şartlarda, ama sıcak insanların arasında görev yapar. Eşi ve çocukları da köylülerle kaynaşır… Okul çocuklarıyla bir tiyatro topluluğu kurar, oyunlar sergilerler.

Sonra tayini 1986 yılında kendi ilçesine çıkar. Çayan köyünde öğretmenlik yapmaya başlar.  

Kendisini eğitime ve çocuklara adayan Kamil Demir, boş durmaz, çalışmaya, yükselmeye devam eder. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yöneticiliği ve Denetçiliği, Teftiş, Planlama ve Ekonomi bölümünü 1993 yılında bitirir. 10 Kasım 1994’te Ordu ilinde ‘Müfettiş Yardımcısı’ olarak göreve başlar. İki yıl sonra Milli Eğitim Müfettişi olur. Sonra tayini 1997 yılında İstanbul’a çıkar, bu ilde müfettişliğe devam eder.

İşte İstanbul’da müfettişlik yaparken yakından tanıdığım Kamil Demir’den 25 Mart günü aldığım bu güzel kitabı hemen okumaya başladım ve bitirdim. Bugün de keyifle okuduğum bu kitapla ilgili duygu ve düşüncelerimi paylaşıyorum…

Tavla oyununda bir tek puluyla benden oyun kazanan Kamil Hoca! Eline ve beynine sağlık…

(Süleyman Boyoğlu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder