YAYIN KURULU: Süleyman Boyoğlu, Raşit Yakalı, Ali Kılıç, Gürcan Arıtürk, Rüya Özkalkan. /Bu blog Basın Ahlâk Yasası'na tamamen uyar ve amatör bir ruhla hazırlanır. Yazı ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. Kullananlar hakkında yasal işlem başlatılır../
6 Mayıs 2012 Pazar
BİZİM İNSANLARIMIZ...
(Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
Not: Üçüncü karedeki kişiyi sanırım hatırladınız. Bu karedeki bey Karadenizli bir hemşerimiz... 3 Mayıs Perşembe günü Kabataş-Bağcılar hattında çalışan bir tramvayda fotoğrafını çekmiştim, ama adını sormamıştım. Bu beyle bugün tesadüfen karşılaştık. "3 Fidan'ı anma" etkinliğinin sabahki bölümünden sonra Taksim'e gitmek için Kabataş'a doğru yürürken kendisini gördüm. Hemen yanına yaklaştım. Merhabadan sonra ayaküstü sohbette; emekli öğretmen olduğunu ve tramvaydaki görüşmemizden sonra bisikleti ile Gemlik'e kardeşinin yanına gittiğini söyledi. Gemlik'teki kardeşi ile üç günlük birliktelikten sonra İstanbul'a geldiğini anlattı. Ayrılırken "Ekrem Hoca", cep telefonunun bataryasının arızalandığını, yeni bir bataryayı nereden bulabileceğini sordu. Bulabileceği yerleri söyledim; vedalaştık. Vedalaşırken, bir kaç kara daha fotoğrafını çektim...
3 FİDAN ANILDI...
68 kuşağının liderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan, idamlarının 40. yılında Ankara ve İstanbul'da bir dizi etkinlikle anıldı. Ankara-Karşıyaka'daki "Üç Fidan"ın mezarı başındaki anma törenine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.
İstanbul'daki ilk tören 68'ler Birliği Vakfı ile 78'liler Girişimi üyelerinin katılımıyla Dolmabahçe Rıhtımı'nda öğlen saatlerinde gerçekleştirildi. Üzerinde "Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye", "Deniz, Yusuf, İnan Savaşa Devam" yazılı pankartlar taşıyan grup, zaman zaman "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi", "Faşizme Karşı Omuz Omuza" sloganları attı.
Samsun Sanat Tiyatrosu'ndan bir sanatçı da üzerinde Deniz Gezmiş'in parkasının bir benzeri ile tiyatroya ait otobüsün üstünde "Aşk Olsun Sana Çocuk" adlı oyundan bir bölüm sundu.
68'liler Birliği Vakfı Başkanı Sönmez Targan, anmada yaptığı açıklamada, aradan 40 yıl geçmesine karşın yitirdikleri yoldaşlarının fiziksel varlıkları olmasa da onların düşünce ve inançlarının, bütün canlılığıyla halkın bağrında bayraklaşarak yaşadığını söyledi.
78'liler Grişimi İstanbul Temsilcisi Yunus Bircan ise Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bıraktığı mirasın, halk için devrimcilik olduğunu dile getirdi. Etkinlik, Deniz Gezmiş ve arkadaşları anısına İstanbul Boğazı'na karanfillerin atılmasıyla sona erdi.
Üç Fidan, öğleden sonra da Galatasaray Lisesi önünde toplanan EMEP, BDP ve sol gruplar tarafından anıldı. Partililer ve gruplar İstiklal Caddesi'nden çeşitli sloganlar atarak, Taksim Meydanı'na geldiler. Buradan da Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Amerikan 6. Filo askerlerini denize attıkları Dolmabahçe Rıhtımı'na yürüdüler. Rıhtımda öldürülen devrimciler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Konuşmaların ardından gruplar sessizce dağıldı.
(Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
İstanbul'daki ilk tören 68'ler Birliği Vakfı ile 78'liler Girişimi üyelerinin katılımıyla Dolmabahçe Rıhtımı'nda öğlen saatlerinde gerçekleştirildi. Üzerinde "Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye", "Deniz, Yusuf, İnan Savaşa Devam" yazılı pankartlar taşıyan grup, zaman zaman "Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi", "Faşizme Karşı Omuz Omuza" sloganları attı.
Samsun Sanat Tiyatrosu'ndan bir sanatçı da üzerinde Deniz Gezmiş'in parkasının bir benzeri ile tiyatroya ait otobüsün üstünde "Aşk Olsun Sana Çocuk" adlı oyundan bir bölüm sundu.
68'liler Birliği Vakfı Başkanı Sönmez Targan, anmada yaptığı açıklamada, aradan 40 yıl geçmesine karşın yitirdikleri yoldaşlarının fiziksel varlıkları olmasa da onların düşünce ve inançlarının, bütün canlılığıyla halkın bağrında bayraklaşarak yaşadığını söyledi.
78'liler Grişimi İstanbul Temsilcisi Yunus Bircan ise Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bıraktığı mirasın, halk için devrimcilik olduğunu dile getirdi. Etkinlik, Deniz Gezmiş ve arkadaşları anısına İstanbul Boğazı'na karanfillerin atılmasıyla sona erdi.
Üç Fidan, öğleden sonra da Galatasaray Lisesi önünde toplanan EMEP, BDP ve sol gruplar tarafından anıldı. Partililer ve gruplar İstiklal Caddesi'nden çeşitli sloganlar atarak, Taksim Meydanı'na geldiler. Buradan da Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Amerikan 6. Filo askerlerini denize attıkları Dolmabahçe Rıhtımı'na yürüdüler. Rıhtımda öldürülen devrimciler için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Konuşmaların ardından gruplar sessizce dağıldı.
(Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
ÇINAR ALTINDA DÜĞÜN HAZIRLIĞI...
Dün (5 Mayıs Cumartesi) herkesin görmesi gereken Burgazada'da fotoğraflar çekiyordum. Kalpazankaya'ya kadar gittim. Dönüşümde adanın arka ve ara sokaklarında yürüdüm. Tarihi bir kaç yüzyıla dayanan bir çınarın altında çoluk-çocuk, bayan-erkeği hummalı bir çalışma içinde gördüm. Çınara bayrak da asılmıştı. Kirli-tozlu masalar, sandalyeler temizleniyordu. İçimden 'herhalde bir çay bahçesi hazırlığı' diye geçirdim. Merak ettim çalışan bayanlara "Kolay gelsin. Çay bahçesi hazırlığı mı?" diye sordum. "Hayır, düğünümüz var. Düğün hazırlığı yapıyoruz" diye yanıt verdiler. Yine içimden "İnsanları sevecen Adalar'da yaşamak ne kadar güzel. Usta yazar Sait Faik Abasıyanık boşuna Burgazada'yı sevmemiş" diye söylendim. (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
TRT ANILARI...(7)
Gürcan ARITÜRK
"İnsan bazen, yaşadı mı, duydu mu, filmde mi seyretti, okudu mu, hayalini mi gördü, karıştırıyor. Yaşam biraz da bu karmadan ibaret… O yüzden anılara güven olmaz ama anılarsız da olmaz. Anılar olmadan insanlar ot gibi olur. Umarım bu anılar hoşunuza gider, kimi zaman anlatacak kimse olmasa bile hatırlamak yeterince güzel!
Aşağıdaki kimilerini benim yaşadığım kimilerini gördüğüm ya da duyduğum TRT anılarını eski bir toplu fotoğrafa bakarak anında-bir çırpıda yazdım, aklıma gelenleri kalın delikli bir süzgeçten geçirdim, eminim siz okurken daha ince eleyip sık dokuyacaksınızdır!"
TRT İstanbul Haber Müdürlüğü'nden Nurullah Kadirioğlu, bir sabah Boğaz’dan geçecek dünyanın ikinci uzun gemisi için Sarıyer taraflarına -boğaz girişine- gider, kameramanla birlikte. Dönüşte öyle bir haber yapar ki, haberin süresi 1 dakikaysa anonsu 40 saniyedir. Benden şöyle bir espri duyulur: O kadar uzun anons yapmış ki, dünyanın ikinci büyük gemisi geçerken detay çekilememiş.
TRT'nin "Tarko binası" diye tabir edilen Kavaklıdere'deki binasındaki haber stüdyosunda bir ana haber bülteni sonrası dekorun arkasında yatan bir evsiz adam bulundu. Hali perişan bu adam burada ne aradığını soranlara "Haberleri dinliyordum" cevabını verdi. Ya haberler canlı okunurken oradan kalkıp spikerin yanına gelseydi. Binaya turnike sistemi konmasında bu olayın etkisi olduğunu sanıyorum.
"İnsan bazen, yaşadı mı, duydu mu, filmde mi seyretti, okudu mu, hayalini mi gördü, karıştırıyor. Yaşam biraz da bu karmadan ibaret… O yüzden anılara güven olmaz ama anılarsız da olmaz. Anılar olmadan insanlar ot gibi olur. Umarım bu anılar hoşunuza gider, kimi zaman anlatacak kimse olmasa bile hatırlamak yeterince güzel!
Aşağıdaki kimilerini benim yaşadığım kimilerini gördüğüm ya da duyduğum TRT anılarını eski bir toplu fotoğrafa bakarak anında-bir çırpıda yazdım, aklıma gelenleri kalın delikli bir süzgeçten geçirdim, eminim siz okurken daha ince eleyip sık dokuyacaksınızdır!"
Çok uzun anons ve sorular
TRT İstanbul Haber Müdürlüğü'nden Nurullah Kadirioğlu, bir sabah Boğaz’dan geçecek dünyanın ikinci uzun gemisi için Sarıyer taraflarına -boğaz girişine- gider, kameramanla birlikte. Dönüşte öyle bir haber yapar ki, haberin süresi 1 dakikaysa anonsu 40 saniyedir. Benden şöyle bir espri duyulur: O kadar uzun anons yapmış ki, dünyanın ikinci büyük gemisi geçerken detay çekilememiş.
Aynı
Nurullah Kadirioğlu, bazı haber kaynaklarına sorduğu uzun sorularla ünlüydü.
Bir gün ben yine espriyi patlatmıştım: "Adamlar da senin gibi ekrana
çıkmaya meraklı olmasa, senin soruna karşılık, evet aynen dediğiniz gibi, size
katılıyorum, derlerdi."
Yazar Feridun Andaç'ın Türkan Şoray ile yaptığı
-sonradan kitap olan- röportajda da kimi yerde soruların cevaptan uzun olduğunu
da buraya not düşmeliyim.
Evsiz TRT haberlerini canlı dinledi
TRT'nin "Tarko binası" diye tabir edilen Kavaklıdere'deki binasındaki haber stüdyosunda bir ana haber bülteni sonrası dekorun arkasında yatan bir evsiz adam bulundu. Hali perişan bu adam burada ne aradığını soranlara "Haberleri dinliyordum" cevabını verdi. Ya haberler canlı okunurken oradan kalkıp spikerin yanına gelseydi. Binaya turnike sistemi konmasında bu olayın etkisi olduğunu sanıyorum.
5 Mayıs 2012 Cumartesi
4 Mayıs 2012 Cuma
BİR DİLİM GÖNÜL VER...
(Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
Türkiye
Gazeteciler Sendikası (TGS) önceki
başkanlarından Ziya Sonay’dan bir şiir:
Kapına
gelmiş bir fakirim
Bana
bir dilim gönül ver
Parça
parça yaralı
Parça parça kan olsun
Ne
olur sadakan olsun
Ben
yamaçtan ineyim
Düz
yol senin olsun
Kerbela’da kalayım
Su
senin olsun
Bir
sevgilin varmış Süleyman
Mübarek
olsun
Ama
bir de ben buldum
Haberin
olsun…
3 Mayıs 2012 Perşembe
"DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ"...
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu “Dünya Basın Özgürlüğü
Günü” nedeniyle yaptığı basın açıklamasında Türkiye’deki basın özgürlüğünde
gerilemenin devam ettiğine dikkat çekti.
Türkiye
Gazeteciler Cemiyeti’nden yapılan yazılı açıklama şöyle:
“Türkiye’deki basın özgürlüğünü engelleyen ciddi sorunlar
vardır. Bunların başlıcalar hukuki engeller, çalışma mevzuatı ve medyanın
yapılanmasıyla ilgili sorunlardır.
1.Hukuki engeller:
Başta Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve Ceza
Muhakemeleri Yasasında çağdaş hukuk tanımlarına uygun iyileştirmelerin biran
önce yapılması gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını dikkate almayan yasama çalışmaları ile
uygulamaların değişmesi gerektiği tartışmasız bir gerçektir. Adalet
Bakanlığının Ocak ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu ve yasalarda
görece iyileştirmeler yapan paketinden ise günümüze kadar hala olumlu bir
gelişme görülmemesini de ilginç buluyoruz.
2. Çalışma
mevzuatı:
Basın-İş Yasası olarak adlandırdığımız 212 sayılı Yasa ile
değişik 5953 Sayılı Yasa, neredeyse uygulamadan kaldırılmıştır. 1952
yılında çıkarılan yasanın uygulanmaması halinde caydırıcı yaptırımı
olmadığından, gazetecilerin çalışma güvenlikleri yok denecek düzeye
indirgenmiştir. Gazetecilerin yıpranma haklarının kaldırılması ise zaten
son derece güç koşullarda çalışan muhabir, kameraman, foto muhabirlerinin durumlarını
daha da güçleştirmiştir. Halkın haber alma ve doğru yansız bilgilenme hakkına
zarar veren bu durumun düzeltilmesi için TGC önerilerini Başbakan’a ve ilgili
bakanlara iletmiştir.
3. Medyanın
yapılanması, Siyasetin ve
sermayenin müdahalelerine karşı koyacak bir nitelik taşımamaktadır.
Özellikle ana akım
medyada editoryal bağımsızlığın sağlanamaması gördüğümüz en önemli
olumsuzluktur. Gazetecilik mesleğini gerçekleştirmek günümüz koşullarında daha
da zorlaşmıştır. Tutuklu gazeteci sayısının 100 dolayında olduğu, gazeteciler
hakkında açılmış davaların ise 10 bini bulduğu bir ülkede basın özgürlüğünden
söz etmek olanaksızdır. Bu yıl da basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye’nin 197
ülke arasında 117’inci sırada ve kısmen özgür ülkeler arasında yer bulmasını
ülkemize yakıştıramıyoruz.
Bütün bunların
ışığında Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde gazetecilere yönelik gözaltı,
tutuklama mahkûmiyet, saldırı, yaralama ve cinayet gibi basın özgürlüğü
ihlallerinin artık son bulmasını istiyoruz.
Editoryal bağımsızlığı ortadan kaldıran,
basını oto sansüre yönelten baskıların kaldırılmasını talep ediyoruz.
Olağanüstü dönemlerin
ürünü olan Devlet Güvenlik Mahkemelerinin devamı niteliğinde gördüğümüz Özel
Yetkili Mahkemelerin kaldırılmasını bekliyoruz.”
2 Mayıs 2012 Çarşamba
BASIN KARTLARINDA İSTİSMAR ENDİŞESİ...
Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) 37. Başkanlar Konseyi Toplantısı Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti’nin ev sahipliğinde yapıldı. 27–29 Nisan tarihleri arasında TGF’ye üye 51 meslek örgütünün başkan ya da temsilcilerinin katılımıyla Eskişehir’de gerçekleştirilen Başkanlar Konseyi Toplantısı’nın ardından sonuç bildirgesi yayımlandı.
Başkanlar Konseyi’nin sonuç bildirgesinde ilkokul mezunlarına basın kartı sağlanmasına yönelik fırsatın ikinci kez uygulanmasının istismara neden olacağına dikkat çekildi.
Bildirgede konuyla ilgili olarak “Mesleği uzun yılar yaptıkları halde öğrenim yetersizliği nedeniyle basın kartı alamayan meslektaşlarımız için düşünülen “ilkokul mezunlarına basın kartı” sağlanmasına yönelik tanınan fırsat önemlidir. Ancak ikinci bir fırsatın da tanınmasıyla birlikte, TGF’ye, bu konunun istismar edildiğine ilişkin bilgiler gelmekte ve gazetecilik mesleğiyle yakından uzaktan ilgisi olmayanların da basın kartı aldıkları görülmektedir. Bu konunun, mesleğimizde bir itibar sorununa yol açmadan sonuçlandırılması için mutlak surette meslek örgütlerimizden destek alınmalı, diğer bir deyişle, başvuru sahipleri için o kentteki meslek kuruluşundan teyit anlamında referans istenmelidir” denildi.
1 Mayıs 2012 Salı
1 MAYIS İSTANBUL'DA ÇOŞKUYLA KUTLANDI...
(Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipler Birliği'nin İstanbul'da ortaklaşa düzenlediği "1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü" Taksim Meydanı'nda törenle kutlandı.
The Marmara Oteli'nin önünde kurulan platformun iki yanına Türkçe ve Kürtçe "Yaşasın 1 Mayıs" yazılı pankartların asıldığı görüldü. Tören Mecidiyeköy, Şişhane ve Beşiktaş yönünden gelen grupların alanda yerlerini almalarıyla başladı. Etkinliği sanatçılar Aslı Öngören ve Levent Üzümcü sundu. Platformun üzerinde Yedi dilde dilde "1 Mayıs" yazılı pankart ve döviz dikkat çekti.
DİSK Genel Başkanı Erol Ekici törende yaptığı konuşmada, çetin bir kavganın kendilerini beklediğini vurgulayarak, "Onlardan ne özür dileyeceğiz, ne de demokrasi dileneceğiz. Onlar engelleyecek, biz engelleri aşacağız. Onlar baskı uygulayacak biz yılmadan direneceğiz" dedi.
"HALKA KARŞI SALDIRILAR BİTMİYOR"
Kentsel Dönüşüm Projesi'ne de değinen Ekici, "Ne sermayenin, ne emperyalistlerin, ne de hükümetin halka karşı saldırıları bitmiyor, hatta bu rollerini öylesine benimsemişler ki Orta Doğu'da taşeronluğunu üstlenmek için başta Suriye olmak üzere, komşularımızla emperyalizmin çıkarları için savaşa çekinmiyorlar. Bu Osmanlı hayranları, bu sömürücüler, Cumhuriyetçileri neoliberal rüzgarların esintisiyle kasalarını şişirip, Selçuklu politikaları ile Orta Doğu sultanlığına soyunuyorlar" diye konuştu.
"GEÇEN AY 59 İŞÇİ KARDEŞİMİZ ÖLDÜ"
KESK Başkanı Lami Özgen de ulusal istihdam stratejisi ile kıdem tazminatına göz diken, istihdam büroları ile işçileri kiralayan, bölgesel asgari ücret ile Kürt işçileri ucuz iş gücü olarak gören zihniyete karış güçleri birleştirmenin bir zorunluluk olduğunu savundu. Özgen, yıllardır sürdürülen özelleştirme ve taşeronlaşma ile iş cinayetlerinin arttığına dikkat çekerek, "Sadece geçen ay 59 işçi kardeşimiz iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti" diye konuştu. Taksim Meydanı'nda 35 yıl önce onlarca insanın katledildiğini, bugüne kadar olayın faillerinin bulunmadığını vurgulayarak, "Bir kez daha tekrar ediyoruz. 1 Mayıs 1977'nin failleri bulunmalı. Hak ettikleri hesap sorulmalıdır" şeklinde konuştu.
Gazetecilere Özgürlük Platformu adına konuşan Rabia Özkaraca ise 1 Mayıs'ların tüm sorunları dile getirme günü olduğuna işaret etti.
Törene TGC önceki başkanlarından Nail Güreli, TGS Başkanı Ercan İpekçi, gazeteci Nedim Şener, Ahmet Şık, Devrimci Karargah Davası'ndan dün tahliye edilen gazeteci Baha Okar ve eşi Suzan Okar ile çok sayıda gazeteci katıldı.
Bazı siyasi partilerin temsilcileri ile bir grup Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş taraftarının da renk kattığı kutlamalara Fatih'ten kendilerini "Anti-kapitalist Müslüman Gençler" olarak niteleyen bir grup da katıldı.
1 Mayıs törenleri Grup Yorum'un konseriyle sona erdi.
ATEŞ NESİN...
NaNiK
Adil davranış
Başbakan Erdoğan, "Ülkeyi 3-5
teröriste bırakmayız" demiş
Haşa...
Yoksa diğerlerinin hakkını yemiş oluruz!
***
Görünen köy kılavuz istemez
James Bond'un yönetmeni "Türkiye'yi
İran gibi göstermeyeceğiz" demiş
Hiç zahmet etmesinler, görüldüğü kadar
zaten gözüküyor!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




