16 Ekim 2016 Pazar

YOL FOTOĞRAFLARI...





























İnsan doğası gereği yemeyi, içmeyi ve gezmeyi çok sever. Özellikle de dostlarıyla gezmeyi… Bu gezilerde fotoğraf makinemiz ya da kameramız yanımızda yoksa gördüğünüz güzel bir manzara ya da bir olay karşısında, “Keşke fotoğraf makinem yanımda olsaydı” diye hayıflanırız. Bilmiyorum sizler ne diyorsunuz? Ama benim böyle çok hayıflandığım gezilerim olmuştur. Bu sefer öyle yapmadım. Karadeniz’in küçük bir bölümüne yaptığım gezide fotoğraf makinemi yanıma aldım, istediğim yerde durdum; istediğim manzarayı çektim. Çektiğim bu fotoğrafları da bloğumda sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz…  
(Yazı ve fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

YARIŞMAK İÇİN DEĞİL ISINMAK İÇİN...



                                            (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

15 Ekim 2016 Cumartesi

BİZİM KADINLARIMIZ...




                                            (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

AMASRA'DA BİR BAHÇE...




                                            (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

ÇAMAŞIR BÖYLE YIKANIRDI...

















Safranbolu'ya 11 kilometre uzaklıkta yaklaşık 850 yıllık Yörük Köyü'nde yaşayan Filiz teyze, tarihi "Çamaşırhane"de ikisi Türk, ikisi Rus, ikisi de Arap olan turistlere eskiden çamaşırların nasıl yıkandığını (Türkçe!) anlatıyor. Sanki o günlerde yaşamış gibi sempatik hareketleriyle tarihi canlandıran Filiz teyze, çamaşırların önce kazanlarda külle kaynatıldığını, ardından da kirden iyice arınması ve temiz olması için tokaçlandığını anlattı. Üzerinde çamaşır yıkanan on iki dilimli taşın etrafında kadınların boylarına göre yer aldığını ifade eden Filiz teyze, çamaşırhaneye gelen kadınların iş arasında oğullarına köyün güzel kızlarından beğendiklerini de kahkahalar atarak ve gülerek söyleyen Teyze, "Köyün kadınları oğullarına güzel ve gücü-kuvveti yerinde olan genç kızları da burada görüp beğenirlermiş" diyor.
(Yazı ve fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)