8 Mart 2020 Pazar

DATÇA'DA KADINLAR YÜRÜDÜ...

              Datça'da “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” etkinliği Pir Sultan Abdal Kültür ve Dayanışma Derneği (PSAKD) binasında yapılan sabah kahvaltısıyla başladı. Kadınlar, daha sonra Atatürk Caddesi’nden Cumhuriyet Meydanı’na kadar “Susma Korkma İtaat Etme”, “Kadınlara Özgürlük”, "Ar Benim Namus Benim Kahyam mısın Sen Benim?”, "Aş mı Verdin? İş mi Verdin? Üç Çocuğu Ne İstersin?", "Kadın Kadındır Çiçek Babandır" şeklinde sloganlar atarak ve çeşitli dövizler taşıyarak yürüdüler.
              Meydanda basın açıklaması yapan Datça Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı avukat Gülhan Keleş, “Biz kadınlar hayatın her alanında eşit olmak ve eşit söz sahibi olmanın yanı sıra, en temel hak olan; yaşam hakkımızı savunmak için tüm dünyada mücadele etmeye devam ediyoruz” dedi.
              Avukat Keleş, Türkiye’de her gün en az üç kadının öldürülmesi gerçeğinin içlerini yaktığını, buna neden olan şiddetin kaynağının, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve o yönde uygulanan politikalar olduğunu vurguladı.
             Muğla ilinde kadına yönelik şiddetin ülke genelinde ilk beş il arasında yer aldığına dikkat çeken Gülhan Keleş, şunları kaydetti:
           “Uluslararası alanda imzalanan başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere, iç hukuktaki ana mevzuat olan 6284 sayılı kanun hükümleri, istisnasız keyfi muameleye tabi olmadan uygulanmak zorundadır.
            İstanbul Sözleşmesi gereği imzacı devletler, devlet kurumları ve yerel yönetimler toplumsal cinsiyete duyarlı, kapsayıcı ve eş güdümlü politikalar uygulayarak, kadın erkek eşitliğini sağlayabilir.
          Bu nedenle Datça Kent Konseyi Kadın Meclisi olarak, yerel yönetimlere diyoruz ki; Muğla ilinin her ilçesinde Kent Konseyi Kadın Meclisleri kurulsun. Her ilçesinde cinsel taciz ve saldırıya karşı destek birim merkezleri, 7/24 saat faaliyet gösteren Alo Şiddet Hattı kurulsun.
          6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi her ilçede yerel yönetimler tarafından etkin bir şekilde uygulansın.”
          Etkinlik daha sonra söz alan kadınların şiir okumaları ve konuşmalarıyla sona erdi. 
          Bu arada, Muğla Büyükşehir Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle PTT binası önünde iki kamyonla getirdiği çiçek saksılarını kadınlara ve yurttaşlara ücretsiz dağıttı.






                         (Yazı ve Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
     


          

6 Mart 2020 Cuma

RAŞİT YAKALI...

                                              MECLİS'TE YUMRUKLAŞMA (!)

26 Şubat 2020 Çarşamba

22 Şubat 2020 Cumartesi

"BİRACI ÇAKIL!"...






Gazeteler Bâbıâli'deyken istihbarat şefleri, muhabirlerin miskin miskin oturmalarına dayanamaz; "Kalkın dışarı çıkın bir haber bulun getirin. Eğer bir haber bulamazsanız taşları konuşturun gelin" derlermiş. Ben de bugün öyle yaptım; ama taşları değil de Datça'nın "Çakıl"ını buldum. Hemen aklınıza denizden çıkarılan çakıldan bahsedeceğimi sanmayın. Bahsedeceğim Çakıl, Datça'nın sevilen maskot köpeklerinden... Yalnız Datçalı değilseniz, ilçe dışından gelip sahilde bir bankta ya da kumların üzerinde sakın bir su ya da bir bira yudumlamaya kalkmayın. Zira, yudumladığınız, yanınıza bıraktığınız suyu veya biraya yerinde bulamazsınız. Bilin ki sizin dalgınlığınızdan faydalanan Datça'nın ayyaş "Çakıl"ı yürütmüş, kalanını afiyetle içiyordur... Siz siz olun böyle bir hata yapmayın derim... 
(Yazı ve Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

16 Şubat 2020 Pazar

RAŞİT YAKALI'DAN...

                                                         İŞLER YOLUNDA (!)

15 Şubat 2020 Cumartesi

"TOSPAA" DATÇA'DAN YOLA ÇIKTI...

             
              Datça Milli Eğitim Müdürlüğü adına çıkan çocuk karikatür dergisi “TOSPAA”nın ilk sayısı Ocak ayında yayımlandı.
             Çocukların sosyal, eğitsel becerilerinin izlenmesi, değerlendirilmesi, iyileştirilmesi hedefini baz alarak yola çıkan TOSPAA’nın duyuru afişi çizer Yılmaz Aslantürk tarafından hazırlamış ve “Karikatür Çizenler Parmak Kaldırsın” sloganıyla sunulmuş…
             Ardından 26 Nisan 2019 tarihinde ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri üç farklı grup olarak Yılmazlar Ortaokulu’nda çizer Yılmaz Aslantürk ile buluşur. Birçok öğrenci için yeni bir şey olan karikatür çizme hikâyesi böylece başlar. Sonra 35 öğrenci ile Reşadiye Kazım Yılmaz Ortaokulu ve ilkokulunda atölye çalışmaları yapılır.
            TOSPAA’nın çizerleri kimler mi? İşte geleceğin karikatüristleri:   
           “Açelya Karataş, Ali Özgür Sirek, Zeynep Kaya, Ata Erçelik, Atakan Efe Perçin, Batuğ Baran Çelimli, Bedirhan Beşkaya, Beray Yurtman, Defne Güzel, Duru Güzel, Ege Koçak, Ege Pir, Ezgi Özdemir, Burcu Terlik, Habibe Sanem, İdil Gül, Zeynepgül Ay, Kevser Avcı, Kıvılcım Ecrin Taş, Yağmur Sönmez, Mert Şener, Nazlı Uysal, Nefes Canbey, Öykü Çetin, Parla Dukali, Selin Gargın, Sinem Merdan, Tamara Kutay, Toprak Aydın, Uğur Ege Başar, Aygül Şanlı, Efe Deniz Gökkaya, Hira Nur Kaya, Pırıl Unat, Mercan Canbey.."
(Yazı: Süleyman Boyoğlu)

12 Şubat 2020 Çarşamba

YORUMSUZ...

                                             (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

7 Şubat 2020 Cuma

DATÇA BADEM ÇİÇEĞİ FESTİVALİ...


















Muğla-Datça’da bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Datça Badem Çiçeği Festivali” bugün başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Datça Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği festival, 9 Şubat Pazar günü sona erecek. Festivalin ilk gününde en dikkat çeken Hızırşah köyünden gelen kadınların sunduğu semah gösterisinin ardından sergiledikleri;  “Kadına Şiddete Hayır”, “Kadın Cinayetlerine Son”, “Çocuk Gelin Yoktur! Çocuk Vardır”, “Çocuk Bedenime Dokunma!” oyunu oldu. (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

23 Ocak 2020 Perşembe

BEKLEDİĞİ "PANDORA'NIN KUTUSU" MU?

        “Pandora’nın Kutusu” içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bir kez daha açıldı; her tarafta kan, gözyaşı, hastalık, yolsuzluk, savaş ve açlık yeniden baş göstermeye başladı. 
       En son Çin’de insandan insana geçen virüs can almaya devam ederken doktorlar, bilim adamları ve ülkeler hastalığın yayılmaması için çareler arıyor, fotoğraftaki kedi ise açılan “Pandora’nın Kutusu”ndan geriye kalan “Umut”u adeta koruyor… (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

DATÇA...

                                               (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

19 Ocak 2020 Pazar

DOĞADAN...


                                         (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

13 Ocak 2020 Pazartesi

"AK MELEKLER" SELAM DURUN...

                                                           
                                                     Azimet Çankaya
  
                            Ak meleğim göç eylemiş yurdundan
                             Havalanmış minnet etsem iner mi?
                             Can çıkmazsa o kurtulmaz bu demden
                             Alev almış ateş dağı söner mi?

                             Dertli olanlara elbet zar gelir
                             Geniş dünya tek başına dar gelir
                             Ellere yaz bahar bana kış gelir
                             Ben yanarım eller beni kınar mı?

                             Metin’iyem daha giymem alları
                             Viran olsun Çamşıhı’nın elleri
                             Sele verem dağı taşı çölleri
                             Aklı olan bu dünyaya kanar mı?

            Ah bu türküler… 
Bedri Rahmi Eyüboğlu diyor ya; “Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım”… Eyüboğlu sanki Sivas-Çamşıhlı Âşık Ali Metin’i işaret ediyor. Ne diyor Âşık Ali Metin:

                             Metin’iyim daha giymem alları
                              Viran olsun Çamşıhı’nın elleri
                              Sele verem dağı taşı çölleri
                              Aklı olan bu dünyaya kanar mı?

          İşte ne yazık ki aklımız duygularımıza hakim olamıyor, hep bu dünyanın yalanına dolanına kanıyor. Ölmeyecekmişiz, dünya durdukça yaşayacakmışız gibi kalp kırıyor, insan üzüyoruz. Ozan Ali Metin, yukarıdaki sözleriyle bu dünyada istediğini yapamadığından-alamadığından yakınıyor, doğduğu memlekete sitem ediyor; dağını, taşını, toprağını sele veriyor…
         Değerli büyüğümüz-akrabamız-canımız Azimet Çankaya da doğduğu toprak olan Refahiye’yi sele verip gitti. Dost meclislerinde, özel günlerde hep Âşık Ali Metin’in bu türküsünü söyler ve son kıtanın bir mısrasını “Viran olsun Refahiye elleri” diye değiştirirdi. Uzun yıllar çektiği şeker hastalığı, buna bağlı olarak gelişen böbrek yetmezliği ve haftada iki-üç gün diyaliz makinesine bağlılığı sanırım bu türkü vasıtasıyla biraz olsun azalıyor, rahatlatıyordu.
         Aslında Çankaya’nın ki de Âşık Ali Metin gibi doğduğu topraklara bir sitemdi, yakınmaydı. Yani; “Ey Erzincan! Ey Refahiye! Eğer benim karnımı doyursaydın, ne işim vardı gurbet ellerde” demek istiyordu. Şayet gurbetlik olmasaydı Çankaya, belki daha uzun yaşayacak, bu hastalıkların hiç birisiyle boğuşmayacaktı.    
         İstanbul-Kartal’da 12 Ocak Pazar günü Hak’ka yürüyen, 1980 öncesi DİSK-Maden-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu Rabak Kablo Fabrikası’nda “İş Yeri Temsilciliği”ni yapan aydın insan Azimet Çankaya büyüğümüz, hani sevdiklerimize sitem ettiğimiz gibi, o da şimdi sitem ettiği Refahiye yolunda. Çankaya 14 Ocak Salı günü doğdu Pusans Köyü’nde kara toprakla buluşacak.
        Bedri Rahmi Eyüboğlu; “Bana bir bardak su’ dercesine/Bir türkü söylemeden gidersem yanarım” diyor ya, sen yanmadan gidiyorsun Azimet Çankaya, zira sen türkünü söyledin, yakacaklarını yaktın, sele vereceklerini verdin…
        Yıldızlar yoldaşın, kara toprakla buluşman huzurlu olsun Can Çankaya…
(Yazı ve Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)




12 Ocak 2020 Pazar

CARETTA CARETTA VE DATÇA...





                            Datça-Liman'da Carretta Caretta ve Datça fotoğrafları...
                                    (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

4 Ocak 2020 Cumartesi

MİNİ CEZAEVİ MÜZE OLUYOR...

          Datça'da yaklaşık 120 yıl önce inşa edilen ve 2002 yılına kadar kapalı ve yarı açık cezaevi olarak kullanılan 8 kişilik tarihi bina restore ediliyor. Muğla-Datça Belediyesi tarafından kamulaştırılan bina "Demokrasi Müzesi" olacak. Etrafındaki yeşil alan ise "Sınırsızlık Meydanı"na dönüştürülecek.
         12 Eylül 1980 sonrası kapatılan CHP'nin genel başkanı olan Bülent Ecevit'in tutuklu kaldığı dönemde yatmak istediği cezaevi olarak da bilinen dört odalı, 80 metrekare kapalı alana sahip tarihi bina belediye tarafından iki yıl önce kamulaştırılmıştı. 330 metrekare bahçesi olan tarihi binanın bahçesi de bitişiğindeki 300 metrekarelik yeşil alan ile birleştirildi.
(Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)