28 Haziran 2013 Cuma

MARMARA ÜNİVERSİTESİ MEZUNLARINI UĞURLADI...































Marmara Üniversitesi 2012-2013 Eğitim-Öğretim dönemi mezunlarını törenle uğurladı. Beykoz-Anadolu Hisarı Yerleşkesi'ndeki Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu sahasında gerçekleşen törende, üniversitede görev yapan çok sayıda akademisyen ile çeşitli illerden gelen öğrenci velileri hazır bulundu.  Öğrenciler törende, "Taksim Gezi Parkı Direnişi" ile ilgili döviz ve pankartlar taşıdılar; "Her Yer Taksim Her Yer Direniş" sloganı attılar. (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

25 Haziran 2013 Salı

TGS: "GAZETECİLERİ HEDEF GÖSTEREN BAŞBAKAN'I KINIYORUZ"

                                
            Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada şunlar kaydedildi:
            "Başbakan, partisinin meclis grubu toplantısında yaptığı konuşmayla, bütün ülkeye yayılan barışçı protesto gösterilerine katılan halkın demokrasi taleplerini kavramaktan çok uzak olduğunu bir kez daha gösterdi. 
Halkın barış ve demokrasi taleplerini, ulusal ve uluslararası medyanın bir komplosu olarak algılama eksikliği içinde olan Sayın Başbakanı, özellikle BBC Muhabiri Selin Girit'i açıkça hedef gösteren sözlerinden dolayı kınıyoruz. Gazetecilik mesleğini ve kimliğini sorgulamak Sayın Başbakanın haddi değildir. Gazetecilerin, halkın gerçekleri öğrenme hakkına saygı duyma görevinin yanı sıra haberleri özgürce yayımlama, yorumlama ve eleştiri hakkı da vardır. Gazeteciler, mesleki faaliyetleri konusunda, hükümetlerin ya da herhangi bir çıkar grubunun değil sadece ve sadece kendi meslektaşlarının değerlendirmelerine itibar ederler. 
           Bu nedenle, Sayın Başbakanın, gazeteciler ve gazetecilik mesleği hakkındaki değerlendirmelerinin ve özellikle BBC muhabiri Selin Girit hakkındaki sözlerinin hiçbir itibarı yoktur. 
Ancak Sayın Başbakanın, bu kışkırtıcı ve hedef gösterici üslubuyla, bu zamana kadar işlediği "nefret suçlarına" bir yenisini ilave ettiği de açıktır. 
          Polisin göstericilere müdahale etmesi için talimatı kendisinin verdiğini itiraf eden Sayın Başbakan, aynı zamanda gazetecilerin polis şiddetinin hedefi haline gelmesinin sorumluluğunu da üstlenmiş olmaktadır.
Başbakanı, basın ve ifade özgürlüğüne müdahale etmeyen sorumlu bir devlet yöneticisi gibi davranmaya; toplumu kin ve düşmanlığa sevk eden açıklama ve politikalarından vazgeçmeye çağırıyoruz. 
          Başbakanın, kişisel ihtiraslarından arınarak, gazetecileri düşman olarak görmekten ve göstermekten bir an önce vazgeçmesi en büyük dileğimizdir. 
          Siyasi iktidardan ve parlamentodan beklentimiz, toplumun taleplerinin dikkate alınması, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki yasakların kaldırılması, hapisteki gazetecilerin özgürlüğüne kavuşturulması, medya patronlarının sansür ve otosansür uygulamalarına karşı editoryal bağımsızlığın teminat altına alınmasıdır."

MODA'DA DOLUNAY...

                                                (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

HAYDARPAŞA VE KARA BULUTLAR!..

                                             (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

23 Haziran 2013 Pazar

KADIKÖY'DE "SİVAS'I ANMA MİTİNGİ"...



















        İstanbul Kadıköy’de “Sivas Katliamı 20. Anma” mitingi yapıldı. Mitingde Sivas Katliamı’nda ve Gezi Parkı eylemlerinde yaşamlarını yitirenler için saygı duruşunda bulunuldu. Mitingde konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül, “Katliamın görüldüğü dava zamanaşımına uğradı. Ancak bu tarihe sahip çıkmak zorundayız” dedi.
         Bülbül, İstanbul’da yapımına başlanan 3. köprünün adının “Yavuz Sultan Selim” olmasına da tepki gösterdi.
         Taksim Dayanışması adına söz alan Osman Öztürk de Gezi Parkı ile ilgili taleplerinin devam ettiğini belirtti. Mitingde sık sık “Hükümet İstifa”, “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı.
          Daha sonra CHP Milletvekili Sabahat Akkiraz ile eski milletvekili Arif Sağ, Kadıköy Meydanı’nı dolduran on binlerce kişiye bir konser verdiler.
          Miting sonrası alanda biriken çöpleri mitinge katılan yurttaşlar topladı. Böylece belediye araç ve çalışanlarına fazla bir iş bırakmadılar.
          Mitinge Anti-Kapitalist Müslümanlar, bazı siyasi partiler Beşiktaş Çarşı Grubu, Sol Açık Fenerbahçe Taraftar Grubu ve çeşitli dernekler de katılarak destek verdi. (Yazı ve fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)


22 Haziran 2013 Cumartesi

TAKSİM'DE KARANFİLLİ EYLEM...


"Taksim Dayanışması"nın çağrısıyla İstanbul'un dört bir yanından gelen insanlar, ellerinde karanfillerle Gezi Parkı olaylarında hayatını kaybedenleri ve yaralananları andı. Akşam 19.00'da bir araya gelen yurttaşlar, Gezi Parkı olaylarında hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulundu. Alanı dolduran on binlerce yurttaş, ellerindeki karanfilleri en arkadan anmanın yapıldığı noktaya havadan ulaştırdı. Yurttaşların "Kamuya ait parkı açın" sloganları üzerine polis "dağılın" uyarısından sonra tazyikli su ve gaz sıktı. Ara sokaklara kaçan göstericilere polis sert müdahalede bulundu ve "Allah Allah" diyerek kovaladı. (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

19 Haziran 2013 Çarşamba

TAKSİM DAYANIŞMASI AÇIKLAMASI...

(Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
       "4 Ölüm ve binlerce yaralıya neden olan orantısız şiddet bugün itibariyle CADI AVI’na dönüşmüş durumda. Hükümetin bu tavrını kınıyor ve gözaltına alınanların serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
      Gezi Parkı protestocularına yönelik polisin 3 haftadır uyguladığı orantısız şiddet, haftasonu yeni bir safhaya geçerek işin içine eli sopalı ve bıçaklı saldırganlar devreye sokuldu. Dört kişinin ölümüne, onlarca kişinin sakat kalmasına ve ağır yaralanmasına sebep olan anlayış bugün itibariyle bir “CADI AVI” başlatmış bulunuyor. Parkına sahip çıkan, taleplerinde ısrarlı olan ve daha fazla özgürlük talep eden yüzlerce yurttaşımız yine sabahın kör karanlığında evlerinden gözaltına alınmaya başlandı. Demokratik haklarını kullanan yurttaşlarımıza yönelik şiddet, şimdi de gözaltı ve tutuklamalarla devam ettirilmek isteniyor. Meslek Odalarına ve partilere yönelik tutuklamalar artarak devam ediyor.
     Bugün an itibariye tespit edilebildiği kadarıyla İstanbul’da 253, Ankara’da 142 kişi gözaltına alınmış durumda. Bu rakam her geçen saat de artmakta ve yurdun her tarafında bu yönlü uygulamalar devam ediyor. Gözaltına alınan herkesin bir an önce serbest bırakılmasını ve bu anti demokratik tutuma son verilmesini istiyoruz.
     Bu ülkeyi yönetenlerin, öncelikle bugün itibariyle, ülke çapında 59’u ağır, 7 bin 822 yaralı yurttaşımızın sağlık durumuna dair açıklama yapmalarını, bu ağır tabloya ve 4 yurttaşımızın ölümüne yol açan sorumlulardan hesap sorulmasını, görevden alınmalarını ve adli mercilere sevk edilmelerini bekliyoruz.
     Bilinmelidir ki, yurttaşlarının demokratik taleplerine karşı polis şiddeti ve ardından kitlesel gözaltı ve tutuklama yönteminin devreye sokulması bu ülke halklarının çok iyi tanıdığı bir devlet geleneğidir. Bu Hükümet de bunu görülmemiş düzeyde bugün sürdürmektedir. Bu ülkenin yaşadığı her darbe dönemi, her otoriterleşme çabası bu tür kitlesel tutuklamalarla yaşandı. Gezi Parkı direnişinin kitleselliği, meşruluğu, barışçılığı ve yaratıcı zekâsı bu demode olmuş otoriter yöntemleri bertaraf etme yeteneğine sahip olduğunu gösterdi ve hala göstermeye devam ediyor. Yürüyen yüz binlerden, “duran insanları”na, tencere tava çalanından, insan zinciri kuranına kadar her yeri, her anı demokratik tepkilerinin gösterildiği zeminlere dönüştürebildi.
    Bugün itibariyle Taksim’den başlayıp ülkenin dört bir yanına yayılan taleplerin yurttaşlarımızın talepleri haline geldiği ve bundan vazgeçmeyecekleri görülmelidir. Ağaçları kesenler bugün belediye aracılığıyla parka yeniden ağaç ve çiçek dikerek özeleştiri mi yapıyor? Oysa bu tutumun halka açıklanması ve özür dilenmesi daha yararlı olacaktır. “İsteseniz de istemeseniz de bu parkı yıkarız, ağaçları keseriz, size mi soracağız” diyenler bu halka sorulmadan parkı yıkamayacaklarını, halkın taleplerini görmezden gelemeyeceğini anlamış durumda. Şimdi Topçu Kışlası Projesinin iptal edildiğinin açıklanması, sorumluların görevden alınması ve gaz bombası gibi insan sağlığına zarar veren madde kullanımından vazgeçilerek, gözaltına alınanların serbest bırakılması toplumsal barış için çok önemlidir.
    Taksim dayanışması milyonların bu talep ve beklentilerini yansıtmayı sürdürürken, gözaltındaki ve hastanelerde yatan yaralı yurttaşları yalnız bırakmayacak, yaralılar iyileşinceye gözaltılar serbest bırakılıncaya kadar bütün gücüyle ses çıkarmaya devam edecektir." 

18 Haziran 2013 Salı

HAYDARPAŞA'YA SON BAKIŞ...

Haydarpaşa Garı'ndan yarından itibaren tren seferleri yapılmayacak. "Haydarpaşa Garı ve Liman Dönüşüm Projesi" çerçevesinde şehirlerarası bağlantıları kesilen gardan Gebze'ye kadar banliyö seferleri yapılıyordu.
(Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

KARAKÖY SALI PAZARI LİMANI..


Geçtiğimiz yıl 8 Kasım tarihinde Karaköy Salı Pazarı Limanı sıra sıra lüks yabancı yolcu gemileri ile doluyken, bugün tek gemi bile yok... (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

DURAN ADAMLAR VE KADIKÖY BOĞA HEYKELİ...

                                             (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

16 Haziran 2013 Pazar

TGS: "PATRON SANSÜRÜNE DİRENİN..."

                                  
                                                        TGS: BASIN EMEKÇİLERİNİ
                                              PATRON SANSÜRÜNE DİRENMEYE ÇAĞIRIYORUZ

         
        Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), "İşçi sınıfının bir parçası olan basın emekçilerinin temsilcisi Türkiye Gazeteciler Sendikası olarak, dün akşam Gezi Parkı'ndaki çadırlarda oturan ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sivil yurttaşlara polis güçlerince yapılan acımasız saldırıyı kınıyoruz" dedi. 
        TGS'den yapılan açıklamada, şöyle denildi:
        "Bu insanlık suçunun talimatını veren Başbakan tarih önünde sorumludur. Başbakanı, tüm uluslararası camiaya ve insanlığa şikayet ediyoruz.
       Gerçekleri sansürleyen, yönlendirici ve yanıltıcı yayınlarıyla siyasi iktidarın faşizan politikalarını gizleyen medya kuruluşlarını, bu insanlık suçuna daha fazla ortak olmamaya davet ediyoruz.
Siyasi iktidarın propaganda aracı haline dönüştürülen medya kuruluşları, meslek örgütlerince yıllardır sürdürülen "basın özgürlüğü mücadelesine" destek vermiş olsalardı ve halkın kendisini ifade edebilmesine aracılık edebilmiş olsalardı, belki de bugünkü sosyal patlamalar yaşanmayacaktı. Medya kuruluşlarını, meslek ilkelerine uygun, sorumlu ve nitelikli yayıncılık yapmaya çağırıyoruz.
       Halkın gerçekleri öğrenme hakkına saygı gösteren gazetecileri işten çıkaran, basın ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskı ve tehditleri görmezden gelen, mesleki faaliyetlerinden dolayı hapiste olan yüzlerce gazetecinin ve basın emekçisinin 'terörist' olarak suçlanmasına sesini çıkaramayan, basın özgürlüğü mücadelesini sansürleyen medya patronlarına karşı tüm basın emekçilerini direnmeye çağırıyoruz.
      Basın özgürlüğü mücadelesi için bedel ödeyen meslektaşlarımıza, ülkemizde uygulanan totaliter politikalarla yaratılan korku imparatorluğunu yıkan halkımıza karşı olan sorumluluğumuz gerçeklere kayıtsız kalmamamızı ve sesimizi daha çok yükseltmemizi gerektiriyor.
      Bu çerçevede, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (FIJ) tarafından kabul edilen Mesleki Davranış İlkelerini bir kez daha hatırlatıyoruz:
      'Gazetecinin ilk görevi, gerçeğe ve halkın gerçekleri öğrenme hakkına saygı duymaktır.
Gazeteci, ayrımcılığın medya yoluyla daha da artırılması tehlikesine karşı uyanık olmalı ve ırk, cinsiyet, cinsel tercih, dil, din, siyasi veya diğer görüşler ile ulusal ya da toplumsal kökene dayalı ayrımcılığa hizmet etmekten kaçınmak için azami çaba göstermelidir. Gazeteci adına layık olanlar, yukarıda belirtilen ilkelere sadık kalmayı görev bilirler.
     Gazeteci, mesleki konularda -hükümetlerin ya da başka grupların her türlü müdahalesini reddederek- yalnızca meslektaşlarının yargılarını kabul eder."

"TAKSİM DAYANIŞMASI"NDAN AÇIKLAMA...

BASINA VE KAMUOYUNA


16 Haziran 2013, Gece 01:20
Mahkeme sonuçlanıncaya kadar Gezi Parkının park olarak kalacağı sözünü veren yöneticiler, Gezi Parkını, İstanbul’u ve ülkemizi savaş alanına çevirdi!
15 Haziran akşam saatlerinde emniyet güçlerinin Gezi Parkı’na yapmış olduğu baskını kınıyor, kadın, çocuk ve yaşlıların parkta olduğu sırada, plastik mermiler, yoğun gaz ve ses bombaları ile yaptıkları saldırının bir insanlık suçu olduğunu bildiriyoruz.
Saldırı an itibariyle başta Taksim Meydanı ve çevresi olmak üzere tüm yurtta devam etmektedir.
Savaş koşullarında dahi görülmeyecek bir şiddetle yapılan saldırı esnasında Gezi Parkı ve Divan Otel’indeki revirler dahi saldırıya uğramıştır.  Şu an ülkemizin dört bir yanında ve İstanbul’un her köşesinde halkımız hükümetin bu saldırısını protesto etmekte ve Taksim’e doğru yürümektedir.
Şu an itibarıyla yapılan saldırının bilançosunu tespit etmeye çalışıyoruz. Şimdiye kadar defalarca güvenilirliğini yitirmiş valisinden, emniyetine kadar yapılan açıklamalar inandırıcı değildir. Sayısını henüz tespit edemediğimiz gözaltılar ve yüzlerce yaralı ilk elden tespit ettiklerimizdir. Plastik mermi ile vurulanlar, hastaneye gidemeyen onlarca yaralı vardır.
Dayanışma temsilcilerimizin Başbakan ile yaptığı görüşme akabinde; Taksim Dayanışması bileşenleri bundan sonraki sürecin nasıl şekilleneceğini demokratik ve açık bir biçimde tartıştıkları anlarda bu saldırı gerçekleşmiştir. Parkın içinde nasıl bir planlama yapılacağını kararlaştırmaya çalıştığımız ve Taksim meydanında hiçbir gösterinin olmadığı bir anda yapılan bu saldırı gösteriyor ki; Başbakan’ın niyeti bu ülkede toplumsal kutuplaşmayı arttırmak ve halkını ezerek otorite hırsını tatmin etmektir.
Çünkü Taksim Dayanışması olarak herkese açık olan karar alma süreçlerimizde hepsi de ülkemizin meşru ve yasal emek/meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve bütün gönüllü katılımcılarımız olarak haklı ve insani taleplerimizin takipçisi olacağımızı ilan etmiştik. Aynı zamanda Gezi Parkı’nda çadırlarımızı ve kalış biçimimizi düzenleme faaliyetleri ile meşguldük.  Bu tablo gerek sanatçı ve gerekse milletvekilleri tarafından kamu görevlilerine iletilmişken yapılan saldırı, bu ülkede kamu düzeninin bizzat siyasi iktidar tarafından bozulduğunu göstermektedir.
Taksim Dayanışması olarak aşağıdaki çağrıları acil olarak yapıyoruz;
1-      Emniyet güçlerinin bu vahşi saldırısı durdurulmalıdır. Bu gece ve yarın olacak olaylardan bütünüyle siyasi iktidar sorumludur.
2-      Basın kuruluşları açıklamalarımızın halkımıza duyurulması konusunda yardımcı olmalı, halkına savaş açan bir siyasi iktidarın dezenformasyonundan halkımızı korumalıdır.
3-      Bu sert polis müdahalesi sonucunda yaralanan yurttaşlarımızın sağlığından endişeliyiz. Gönüllü hekimlerin engellemesi durdurulmalı, 112 ambulans başta olmak üzere mevcut kamu sağlık kurumları acilen güçlendirilmelidir.
4-      İstanbul’un her yerinden on binlerce kişi Taksim’e yürümektedir. Halkımızın bu yürüyüşünün engellenmesi mümkün değildir.
TAKSİM DAYANIŞMASI

15 Haziran 2013 Cumartesi

GEZİ PARKI'NDA EYLEME DEVAM...

               

(Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)


               TAKSİM DAYANIŞMA PLATFORMU “EYLEME DEVAM” KARARI ALDI…

               Taksim Dayanışma Platformu’nun TMMOB İstanbul Şubesi’nde bugün sabaha kadar süren toplantısında ve formlarında, “Gezi Parkı’nda eyleme devam” kararı çıktı. Taksim Dayanışma Platformu tarafından yapılan açıklama şöyle:
               "Taksim gezi parkında ağaç katliamını durdurmak için başlayan direnişimiz, Gezi Parkı sınırlarını aşarak İstanbul halkının ve ardından Türkiye’nin dört bir yanından yurttaşların onbir yıllık AKP İktidarına karşı birikmiş olan öfkesi ile buluştu. Yüz binlerce insan sokaklarda direnişlerinin 18’inci gününü tamamladılar. Bu memleket topraklarının tanık olduğu en büyük hak arama mücadelelerinden biri olarak tarih sahnesinde yer alan bu direniş daha ilk günden başlayarak yoğun polis şiddetinin hedefi oldu. Yaşam hakkı dahil tüm insan haklarının ayaklar altına alındığı bir süreç içindeyiz. Ancak bu zulüm; kalabalıkları dağıtacağı yerde büyüttü, birbirlerini mücadele içinde tanıyan insanların dayanışmasını güçlendirdi, bütün canlıları boğan gaz bombalarının altında her türlü şiddete karşı sokakları doldurdu, direnişi birleştirdi ve bir halk hareketine dönüştürdü. Direnişin başlangıcından beri ortaya konulan son derece açık ve haklı talepleri hükümet öncelikle görmezden gelme tavrı aldı. Ardından direnişi bölme, provoke etme ve meşruiyetini zedeleme çabaları içerisinde oldu. Yerel ve uluslar arası kamuoyu önünde iktidar meşruiyetini yitirerek amacına ulaşamadı. Haklı direnişimizin baskısıyla taleplerini muhatap alma ve tartışma noktasına geldi. Ancak bu daha başlangıç ve mücadele devam ediyor.

                          “4 YURTTAŞIMIZ HAYATINI KAYBETTİ”

Bu direniş sırasında polis şiddetinin bir neticesi olarak 18 gün içerisinde 4 yurttaşımız; Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert ve Mustafa Sarı hayatını kaybetti. Pek çok yurttaşımız görme, işitme ve uzuv kaybına neden olacak şekilde yaralandı. Öldürülen arkadaşlarımızın acısını yüreklerimizde hissediyor ve en temel demokratik haklarını kullanırken öldürüldüklerini hatırlatıyoruz. Henüz bu ölümlerin sorumluları hakkında ciddi bir işlem başlatılmamış olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz, bu şiddetin sorumlularının yargı önünde hesap vermesinin takipçisi olacağız. Ayrıca polisin keyfi gözaltı politikası nedeniyle birçok kişi halen gözaltında tutulmaktadır. Taksim Gezi Parkı direnişçileri ve Taksim Dayanışması olarak ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan ve tutuklanan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Bu süre içerisinde üzerimizde yürütülen şiddet politikalarına rağmen farklı eğilimlerin zenginliği ile bir araya gelebildiğimizi, tartışabildiğimizi, ortaklıklar yaratabildiğimizi ve birlikte mücadele edebildiğimizi gördük. Zayıflık olarak kabul edilen çoğulcu demokrasi, çoğunlukçuluğun karşısında bir direniş odağı oluşturmamızı sağladı. İktidarın üzerinden yükseldiği rant ve ekolojik tahribat politikaları karşısında yüz binlerce insan gezi parkında ağaçları savunarak kendi hayatlarını ve özgürlüklerini savundular. Gezi direnişi bir özgürlük alanı olarak polis şiddetine karşı barışçıl tutumunu korumayı bildi
           Taksim Gezi Parkı direnişçileri ve Taksim Dayanışması olarak bu süreç boyunca öğrendiğimiz en önemli şey mücadelenin zaman ve mekânla sınırlandırılamayacağı ve bundan sonra da hayatın, kentin ve ülkenin her metre karesinde ve her anında devam edeceğidir.

                         “BU BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM”

         Direnişimizin 18.gününde 15 Haziran cumartesi günü içindeki tüm canlılar ile beraber parkımız ve kentimiz, ağaçlarımız, yaşam alanlarımız, özel yaşamımız, özgürlüklerimiz ve geleceğimiz için Taksim Dayanışması olarak nöbete devam ediyoruz. Taleplerimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Bu direniş, Taksim Dayanışmasının kolektif iradesinin yansıması ve bütünlüklü bir mücadelenin ortak bayrağı olacaktır. Bugünden itibaren tüm yurda ve hatta dünyaya yayılan mücadelemizden gelen dinamizmle ve gücümüzle ülkemizde yaşanan her türlü haksızlığa ve mağduriyete karşı direnişi devam ettireceğiz. Şu anda 18 gün öncesine oranla çok daha güçlü, örgütlü ve umutluyuz. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam"


14 Haziran 2013 Cuma

TAKSİM VE GEZİ PARKI...



                                            (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

13 Haziran 2013 Perşembe

HALİÇ...

                                                 

                                          (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

ELMADAĞ'DA ELMA YİYEN BİR DOSTUMUZ...


                                            (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

11 Haziran 2013 Salı

TAKSİM'E POLİS MÜDAHALESİ...








Polis sabah 07.30 sıralarında Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi ve Cumhuriyet Anıtı'na asılan resim ve pankartlara yönelik bir operasyon yaptı. Bu operasyonunun ardından göstericilere de müdahale etti. Polisin bolca gaz bombası atması sonucu gergin bir gün yaşandı. Gazdan Divan Oteli ve müşterileri de etkilendi. Gerginlik akşam saatlerinde daha da arttı. Polis ilerleyen saatlerde Gezi Parkı'na girerek eylemcilere sert müdahalede bulundu. Çok sayıda gösterici yaralandı ve gözaltına alındı. Taksim Meydanı'nda çıkan yangının koyu dumanları  Cevizlibağ'da da görülüyordu... (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

10 Haziran 2013 Pazartesi

BİRLİKTE ŞARKI SÖYLÜYORLAR...

                               
                                    Türbanlılara baskı yok; birlikte şarkı söylüyorlar...
                                             (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

7 Haziran 2013 Cuma

MARJİNAL MAHALLESİ...

                                               (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)