24 Ocak 2014 Cuma

PİCASSO DA NOSTALJİDE YERİNİ ALDI...

Esenler-Çiftehavuzlar "Bahçeli Kahve"nin duvarlarına asılan mahalle sakinlerinin fotoğraflarının arasında, dünyaca tanınmış İspanyol ressam Pablo Picasso da yerini aldı.
(Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

23 Ocak 2014 Perşembe

MARTILARA ZİYAFET...

                         
                         


                                                (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

22 Ocak 2014 Çarşamba

SADIK GÜRBÜZ'LE YILLAR SONRA...

          78 kuşağının düzenlediği hemen hemen bütün konserlerinde görmeye alışık olduğumuz sanatçı Sadık Gürbüz ile SODEV’in Taksim Hill Otel’de gerçekleştirdiği “Gezi Direnişçilerine Ödül” töreninde karşılaştık. Karşılaştık derken, benden önce tören yerine giden gazeteci arkadaşım Sevim Ertemur’la Sadık Gürbüz’ü sohbet ederlerken buldum.
          Sadık Gürbüz’e “80 öncesi gençlerin konserlerinize; özellikle Spor Sergi Sarayı ve Açıkhava Tiyotrosu’ndaki etkinliklerinize gösterdiği ilgi ve coşkuyu şimdi göremiyoruz” dedim. “Olur mu!” dedi Gürbüz, “Daha birkaç gün önce Bursa’daydım. Oradaki coşkuyu, heyecanı bir görseydiniz, böyle konuşmazdınız. Aynı coşkuyu çağrıldığım yerlerde yine görüyorum. Yeter ki çağırsınlar” diye söyledi.
         Sadık Gürbüz, benim 9 yıl önce Sevim’le birlikte çalıştığım gazeteye de gelirdi. Gürbüz’ün o günden bugüne görüntüsünün pek değişmediğini de gözlemledim. Bu gözlemimi kendisine de söyledim.
         Bu arada Sadık Gürbüz, benden önce Sevim Ertemur’a “Yeni bir filmde rol alacağını” da söylemiş. Kendisine bağlamasıyla daha nice Pir Sultan Abdal eserleri seslendirmesi için bol nefes diliyoruz…
(Yazı ve fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

19 Ocak 2014 Pazar

HRANT DİNK ANILDI...

        Yedi yıl önce genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos Gazetesi önünde uğradığı saldırı sonucu yaşamını yitiren Hrant Dink bugün anıldı. 


        Taksim’den Osmanbey’deki Agos Gazetesi’nin önüne yürüyen binlerce kişi “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Her Yer Taksim Her Yer Direniş”, “Katilleri Koruyan Cinayete Ortaktır”, “Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam” şeklinde slogan attı.
                          
         Bu yılki anma konuşmasını Hrant Dink’in arkadaşlarından Gülten Kaya yaptı. Kaya şunları şöyledi:
         “Bu siyasi cinayetin satrancındaki tüm hamleleri, vezirini, şahını, piyonunu görebiliyoruz artık. Kollarını halkların birlikte, yan yana, birbirlerine dokunarak yaşama kültürünü oluşturmasına sıvayan Hrant Dink’in çabasıyla oluşturabileceğimiz mutabakatımıza, ortak yaşam protokolümüze sıkıldı kurşun. Çünkü tam orada duruyordu Hrant. İstihbaratı ile güvenlik birimiyle, medyası ile artık tanıdığımız korunaklı bir şemsiyenin altında gayet nizami bir cinayet işlediler. Bu intizamlı süreçte, derin yerden havalandı kuşlar ve gelip gelip medyanın başlıklarına kondular. Gördük, okuduk… Zamanın içinden geçerken sabrımızı, metanetimizi, tevekkülümüzü sınadık. Bizler bu sınavı verirken içimizdeki kuşlar göç etti, yapraklarımız döküldü. Ocak ayında karartıldı ocağımız. 
          Senin muhteşem aklına soruyoruz şimdi; adalet yere düştüğünde insanlık hangi pusulayla bulur yönünü? Giderek hantallaşıp budanan, hareket alanı kalmamış bir hukukla yola nasıl devam edeceğiz derken, yolumuz parklara düştü.

                         
           Hrant Dink devlet dersinde katledilmiştir. Hayat ve tarihin bazı cüretkârlara vereceği notu bilelim ve bu dersi unutmayalım. O kadar iyi bilelim ki bu dersi, bu ders onlara dert olsun! Hayat onlara ağu olsun, zehir olsun!” (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

17 Ocak 2014 Cuma

LEYLA ÜNVER'E DESTEK...

Seçim çalışmalarını aralıksız sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Beyoğlu Belediye Başkan aday adayı Leyla Ünver'e gazeteci arkadaşları Miyase İlknur ile Sevim Ertemur'dan destek geldi... Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi müfettişlerinden olan Leyla Ünver, müfettişliğe başlamadan önce bir süre gazetecilik de yapmıştı. (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

GEZİ DİRENİŞİ'NE ÖDÜL...

       SODEV İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma Ödülü 
                                             “Gezi Direnişi”ne…

Sevim ERTEMUR

         20. kuruluş yıldönümünü kutlayan Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) 2001 yılından bu yana her yıl verdiği  “İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma” ödülüne bu yıl “Gezi Direnişi”ni değer buldu. Ödül, 17 Ocak günü Taksim Hill Oteli’nde düzenlenen törenle tüm Gezi eylemcileri adına Taksim Dayanışması temsilcisi ve aynı zamanda Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı olan Tayfun Kahraman’a verildi.
         CHP milletvekiller Süleyman Çelebi, Haluk Eyidoğan, Gökmen Kadir Öğüt, sanatçı Sadık Gürbüz, Rahmi Saltuk, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan'nın da katıldığı ödül töreninde konuşan SODEV Başkanı Erol Kızılelma, Türkiye’de sivil toplum kuruluşu olmanın çok zor olduğunu ifade etti. Her yıl insan hakları, demokrasi, barış ve dayanışma alanlarında olağanüstü başarı kaydetmiş ve örnek oluşturabilecek çabalar göstermiş kişi veya kuruma “SODEV ödülü”nü verdiklerini anlatan Kızılelma, 2013 yılına  “Gezi direnişi” olaylarının damgasını vurduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:
         “Gezi direnişi, Türkiye’nin orta ve uzun dönemde artık geriye gitmeyeceğinin, ileriye yöneleceğinin en belirgin göstergesi olmuştur. Gezi öncesine göre hepimiz daha umutluyuz. Bize bu umudu armağan eden Gezi direnişçilerini de, onları ‘çapulcu’ diye niteleyenleri de tarih unutmayacaktır.
          Direniş sırasında yitirdiğimiz Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Hasan Ferit Gedik, Medeni Yıldırım, Mehmet Ayvalıtaş aramızda yoktur. Onların anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.  Aylardır yaşam savaşı veren Berkin Elvan'a 'haydi uyan artık çocuk... daha güzel günler göreceğiz' diyoruz. Ve de gösteriler sırasında yaralanmış, gözlerini kaybetmiş, kalıcı ruh ve beden hasarı görmüş tüm yurttaşlarımıza saygı ve minnetlerimizi sunuyoruz. Bu ödül yitirdiklerimizin anısına armağan olsun.”
          Sık sık “Her yer Gezi, her yer Taksim” sloganının atıldığı törende EMEP Genel Başkanı Gürkan'dan ödülünü tüm Gezi direnişçileri adına alan Taksim Dayanışması temsilci Tayfun Kahraman da, “Ödülü, bu direnişte hayatını kaybeden, demokrasi şehitleri gençlerimiz adına alıyorum. Onlar adına bu ödülü almaktan gurur duyuyorum” dedi. Kahraman, “Hepimiz 31 Mayıs’tan sonra umut doluyuz. Üzerimize çökmüş olan karabulutlar milyonların sokağa çıkmasıyla dağıldı. Gezi mücadelesi 31 Mayıs’tan sonra kentine, ağacına sahip çıkanların mücadelesi haline geldi” diye konuştu.
          Daha önce SODEV ödülü verilenler: Yücel Sayman (2001), Handan İpekçi (2002), Barış Girişimi (2003), 78’liler Girişimi (2004), Türkan Saylan (2005), KA-MER (2006), Kazım Genç (2007), Mehmet Tursun ve Tek Gıda İş Sendikası (2208), DİSK ve KESK (2009), Toplumsal Bellek Platformu (2010), Ahmet Şık (2011), Cumartesi Anneleri (2012).
                                                  (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

13 Ocak 2014 Pazartesi

BEYOĞLU'NDA İNSAN MANZARALARI...














                                                (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

12 Ocak 2014 Pazar

İSTİKLÂL CADDESİ...

                                                   (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

İSTANBUL'DA AKŞAM...



                                                  (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

BEYOĞLU'NUN MÜZİSYENLERİ...

                                                    (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

11 Ocak 2014 Cumartesi

TAKSİM'E GÖKDELEN...

                                                  (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

10 Ocak 2014 Cuma

YEŞİLÇAM'DA BİR GÜN...

             
     Soldan sağa  Ümit Ardabak (görüntü yönetmeni), Ali Yaver Ataer (görüntü yönetmeni),  Turgut Köse (ışık yönetmeni), Ender Turgut (görüntü yönetmeni) ve Uğur Döndür (görünte yönetmeni) birlikte görülüyor. 
                                     
       Bugün yolum bir zamanlar ünlü yönetmenlerin, senaristlerin ve oyuncuların boy gösterdiği, daha doğrusu hem yeteneğini sergilemek, hem de ekmek parası kazanmak için,  yıllarını verdikleri Yeşilçam Sokağı’na düştü. Aslında bu sokağa ilk gelişim değildi, bildiğim bir sokaktı. Gazetecilik okulunda okurken çalıştığım şirketin bürosu Taksim’de idi. Şirket, Yeşilçam Sokağı’ndaki Bap Cafeterya ile anlaştığı için iş arkadaşlarımla öğlen yemeğimizi burada yerdik.
      Okulumuzda okuyan Kemal Sunal’ı Dolapdere’deki okulda değil de ilk Bap Cafeterya’da görmüştüm. Ha keza Öztürk Serengil, Danyal Topatan gibi ünlü sinema oyuncularını da ya Yeşilçam Sokağı’ndaki kahvenin önünde ya da bu kafeteryada görürdüm.
       Yıkılması olaylara neden olan Emek Sineması’nın da bulunduğu Yeşilçam Sokağı’nda birkaç kare fotoğraf çektikten sonra 1970’lerden itibaren sinemacıların göçtüğü Ayhan Işık Sokağa geçtim. Bu sokakta bir zamanların güçlü film şirketlerinin bulunduğu hanların hangileri olduğunu öğrenmek için tanıdık simalar ararken bir hanın kapısının önünde tavla oynayan iki kişiyi gördüm; “Bir şey sorabilir miyim” dedim, “Buyur” ettiler. İzin alarak yanlarına oturdum. İki çay söylemişlerdi, çayları geldi, bana da “Çay içer misiniz?” dediler. “İçerim” dedim.
        İki arkadaş hem tavla oynuyor, hem de çaylarını yudumluyorlardı. Kendimi tanıttım, ardından da:
        - Burada film şirketlerinin bulunduğu Erman Han ile Girik Han varmış. Onların yerini biliyor musunuz? dedim.  
         İki arkadaşın oyunları mı bitmişti, yoksa benimle konuşmak için mi bilmiyorum tavlayı kapadılar. Birinin adının Ümit Ardabak, diğerinin adının da Uğur Döndür olduğunu öğrendiğim iki arkadaşla başladım sohbete…
          Yeşilçam’ın Yeşilçam olduğu dönemde görüntü yönetmenliği yaptıklarını söyleyen Uğur Döndür ve Ümit Ardabak, Ayhan Işık Sokağı’ının şimdiki ıssızlığından ve işsizliğinden yakındılar. işsiz kalan arkadaşlarının ve oyuncuların sıkıntılı günler geçirdiklerini anlatan iki arkadaş, geçtiğimiz yıl sinema camiası için büyük kayıpların yaşandığı bir yıl olduğunu söylediler. Döndür ve Ardabak, bugün de sinemanın karakter oyuncularından Süheyl Eğriboz'u toprağa verdiklerini ifade ettiler.
           İki arkadaş,  “Yeşilçam 1970’li yıllarda Emek Sineması’nın bulunduğu sokaktan buraya taşındı. 80’li, 90’lı yıllarda bütün ünlü yönetmenler, oyuncular, figüranlar bütün gün bu sokakta olurdu. Sadece onlar mı? İstanbul’un çeşitli semtlerinden, Anadolu’nun il ve ilçelerinden de sinema işletmecileri film almak için bu sokağa gelirdi. Çünkü bütün film şirketleri bu sokaktaydı. Sokağın başındaki Erman Han, karşımızdaki Girik Han film şirketlerinin merkezi sayılırdı. Şimdi görüyorsunuz sokak bomboş…” diye söylediler.
           Ardabak ve Döndür, 60'lı 70'li yılların Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, Ayhan Işık, İzzet Günay, Kadir İnanır, Tarık Akan gibi Yeşilçam jönlerinden artık yetişmediğini de işaret ederek, "Şimdilerde bir elin parmakları kadar jön var. Onlar da ilk aklımıza gelenler Kıvanç Tatlıtuğ ve Kenan İmirzalıoğlu" dediler.
           Sohbet ederken iki arkadaşın yerlerinden kıpırdadıklarını fark ettim. Sonra da Erman Han’dan aşağı bize doğru gelen üç kişiyi ayakta karşıladılar. Samimi ve sıcak bir şekilde sarmaş dolaş oldular. Ümit Ardabak’a gelenlerin kimler olduğunu sordum. Ardabak, içlerinden yaşlıca olanının bir zamanlar çok ünlü görsel yönetmen Ali Yaver Ataer, öteki iki kişiden birinin yine görsel yönetmen Ender Turgut diğerinin de ışık yönetmeni Turgut Köse olduğunu söyledi.
           Beş arkadaştan Ender Turgut, cep telefonunu bana uzatarak, toplu bir fotoğraflarını çekmemi istedi. Fotoğraflarını çektikten sonra; “Ben de sizi çekebilir miyim?” dedim. “Olur” aldıktan sonra ben de onları görüntüledim.
          Ataer, Turgut ve Köse ayaküstü sohbetin ardından ıssız Ayhan Işık Sokak’tan Beyoğlu’nun kalabalık caddesine çıktılar. Ben de arkalarından...
(Yazı ve Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)

KADINLAR İLE MELEKLER KAHVESİ...

                                                  (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

BABAM VE USTAM...

Eminönü-Tahtakale'de el arabasıyla nar suyu satan bir çocuk ve ona koltuk değneği ile destek vermeye çalışan bir babanın ekmek mücadelesi... (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)

                                                     ÇIRAK ARANIYOR                                             
                                                    Elim sanata düşer usta
                                                    Dilim küfre, yüreğim acıya
                                                    Ölüm hep bana
                                                    Bana mı düşer usta?

                                                    Sevda ne yana düşer usta?
                                                    Hicran ne yana
                                                    Yalnızlık hep bana
                                                    Bana mı düşer usta?

                                                    Gurbet ne yana düşer usta
                                                     Sıla ne yana
                                                     Hasret hep bana
                                                     Bana mı düşer usta?
                                                                    Refik Durbaş

HALİÇ METRO KÖPRÜSÜ...

                                                      (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)