Esenler-Çiftehavuzlar "Bahçeli Kahve"nin duvarlarına asılan mahalle sakinlerinin fotoğraflarının arasında, dünyaca tanınmış İspanyol ressam Pablo Picasso da yerini aldı.
(Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
YAYIN KURULU: Süleyman Boyoğlu, Raşit Yakalı, Ali Kılıç, Gürcan Arıtürk, Rüya Özkalkan. /Bu blog Basın Ahlâk Yasası'na tamamen uyar ve amatör bir ruhla hazırlanır. Yazı ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. Kullananlar hakkında yasal işlem başlatılır../
24 Ocak 2014 Cuma
23 Ocak 2014 Perşembe
22 Ocak 2014 Çarşamba
SADIK GÜRBÜZ'LE YILLAR SONRA...
78 kuşağının düzenlediği hemen hemen bütün konserlerinde
görmeye alışık olduğumuz sanatçı Sadık Gürbüz ile SODEV’in Taksim Hill Otel’de gerçekleştirdiği “Gezi Direnişçilerine Ödül” töreninde karşılaştık. Karşılaştık
derken, benden önce tören yerine giden gazeteci arkadaşım Sevim Ertemur’la Sadık
Gürbüz’ü sohbet ederlerken buldum.
Sadık Gürbüz’e “80 öncesi gençlerin konserlerinize;
özellikle Spor Sergi Sarayı ve Açıkhava Tiyotrosu’ndaki etkinliklerinize
gösterdiği ilgi ve coşkuyu şimdi göremiyoruz” dedim. “Olur mu!” dedi Gürbüz,
“Daha birkaç gün önce Bursa’daydım. Oradaki coşkuyu, heyecanı bir görseydiniz,
böyle konuşmazdınız. Aynı coşkuyu çağrıldığım yerlerde yine görüyorum. Yeter ki
çağırsınlar” diye söyledi.
Sadık Gürbüz, benim 9 yıl önce Sevim’le birlikte çalıştığım
gazeteye de gelirdi. Gürbüz’ün o günden bugüne görüntüsünün pek değişmediğini
de gözlemledim. Bu gözlemimi kendisine de söyledim.
Bu arada Sadık Gürbüz, benden önce Sevim Ertemur’a “Yeni bir
filmde rol alacağını” da söylemiş. Kendisine bağlamasıyla daha nice Pir Sultan
Abdal eserleri seslendirmesi için bol nefes diliyoruz…
(Yazı ve fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
19 Ocak 2014 Pazar
HRANT DİNK ANILDI...
Yedi yıl önce
genel yayın yönetmenliğini yaptığı Agos Gazetesi önünde uğradığı saldırı sonucu
yaşamını yitiren Hrant Dink bugün anıldı.
Taksim’den
Osmanbey’deki Agos Gazetesi’nin önüne yürüyen binlerce kişi “Katil Devlet Hesap
Verecek”, “Faşizme Karşı Omuz Omuza”, “Her Yer Taksim Her Yer Direniş”,
“Katilleri Koruyan Cinayete Ortaktır”, “Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam” şeklinde
slogan attı.
Bu yılki anma
konuşmasını Hrant Dink’in arkadaşlarından Gülten Kaya yaptı. Kaya şunları
şöyledi:
“Bu siyasi
cinayetin satrancındaki tüm hamleleri, vezirini, şahını, piyonunu görebiliyoruz
artık. Kollarını halkların birlikte, yan yana, birbirlerine dokunarak yaşama
kültürünü oluşturmasına sıvayan Hrant Dink’in çabasıyla oluşturabileceğimiz
mutabakatımıza, ortak yaşam protokolümüze sıkıldı kurşun. Çünkü tam orada
duruyordu Hrant. İstihbaratı ile güvenlik birimiyle, medyası ile artık
tanıdığımız korunaklı bir şemsiyenin altında gayet nizami bir cinayet
işlediler. Bu intizamlı süreçte, derin yerden havalandı kuşlar ve gelip gelip
medyanın başlıklarına kondular. Gördük, okuduk… Zamanın içinden geçerken
sabrımızı, metanetimizi, tevekkülümüzü sınadık. Bizler bu sınavı verirken
içimizdeki kuşlar göç etti, yapraklarımız döküldü. Ocak ayında karartıldı
ocağımız.
Senin
muhteşem aklına soruyoruz şimdi; adalet yere düştüğünde insanlık hangi
pusulayla bulur yönünü? Giderek hantallaşıp budanan, hareket alanı kalmamış bir
hukukla yola nasıl devam edeceğiz derken, yolumuz parklara düştü.
Hrant Dink
devlet dersinde katledilmiştir. Hayat ve tarihin bazı cüretkârlara vereceği notu
bilelim ve bu dersi unutmayalım. O kadar iyi bilelim ki bu dersi, bu ders
onlara dert olsun! Hayat onlara ağu olsun, zehir olsun!” (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
17 Ocak 2014 Cuma
LEYLA ÜNVER'E DESTEK...
Seçim çalışmalarını aralıksız sürdüren Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Beyoğlu Belediye Başkan aday adayı Leyla Ünver'e gazeteci arkadaşları Miyase İlknur ile Sevim Ertemur'dan destek geldi... Aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi müfettişlerinden olan Leyla Ünver, müfettişliğe başlamadan önce bir süre gazetecilik de yapmıştı. (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
GEZİ DİRENİŞİ'NE ÖDÜL...
SODEV İnsan Hakları, Demokrasi, Barış
ve Dayanışma Ödülü
“Gezi Direnişi”ne…
“Gezi Direnişi”ne…
Sevim ERTEMUR
20. kuruluş
yıldönümünü kutlayan Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) 2001 yılından bu yana her
yıl verdiği “İnsan Hakları, Demokrasi, Barış ve Dayanışma” ödülüne bu yıl “Gezi Direnişi”ni değer buldu. Ödül, 17
Ocak günü Taksim Hill Oteli’nde düzenlenen törenle tüm Gezi eylemcileri adına
Taksim Dayanışması temsilcisi ve aynı zamanda Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı olan Tayfun Kahraman’a verildi.
CHP
milletvekiller Süleyman Çelebi, Haluk Eyidoğan, Gökmen Kadir Öğüt,
sanatçı Sadık Gürbüz, Rahmi Saltuk, EMEP Genel
Başkanı Selma Gürkan'nın da katıldığı ödül töreninde konuşan SODEV Başkanı Erol Kızılelma, Türkiye’de sivil toplum
kuruluşu olmanın çok zor olduğunu ifade etti. Her yıl insan hakları, demokrasi,
barış ve dayanışma alanlarında olağanüstü başarı kaydetmiş ve örnek
oluşturabilecek çabalar göstermiş kişi veya kuruma “SODEV ödülü”nü verdiklerini anlatan Kızılelma, 2013 yılına “Gezi
direnişi” olaylarının damgasını vurduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:
“Gezi direnişi, Türkiye’nin orta ve
uzun dönemde artık geriye gitmeyeceğinin, ileriye yöneleceğinin en belirgin
göstergesi olmuştur. Gezi öncesine göre hepimiz daha umutluyuz. Bize bu umudu
armağan eden Gezi direnişçilerini de, onları ‘çapulcu’ diye
niteleyenleri de tarih unutmayacaktır.
Direniş sırasında yitirdiğimiz
Abdullah Cömert, Ahmet Atakan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Hasan Ferit
Gedik, Medeni Yıldırım, Mehmet Ayvalıtaş aramızda yoktur. Onların anıları
önünde saygıyla eğiliyoruz. Aylardır yaşam savaşı veren Berkin Elvan'a 'haydi uyan artık çocuk... daha güzel günler göreceğiz' diyoruz. Ve de gösteriler sırasında yaralanmış, gözlerini
kaybetmiş, kalıcı ruh ve beden hasarı görmüş tüm yurttaşlarımıza saygı ve
minnetlerimizi sunuyoruz. Bu ödül yitirdiklerimizin anısına
armağan olsun.”
Sık sık “Her yer Gezi, her yer Taksim” sloganının atıldığı törende EMEP Genel Başkanı Gürkan'dan ödülünü tüm Gezi direnişçileri adına alan Taksim Dayanışması temsilci Tayfun Kahraman da, “Ödülü, bu direnişte hayatını kaybeden, demokrasi şehitleri gençlerimiz adına alıyorum. Onlar adına bu ödülü almaktan gurur duyuyorum” dedi. Kahraman, “Hepimiz 31 Mayıs’tan sonra umut doluyuz. Üzerimize çökmüş olan karabulutlar milyonların sokağa çıkmasıyla dağıldı. Gezi mücadelesi 31 Mayıs’tan sonra kentine, ağacına sahip çıkanların mücadelesi haline geldi” diye konuştu.
Sık sık “Her yer Gezi, her yer Taksim” sloganının atıldığı törende EMEP Genel Başkanı Gürkan'dan ödülünü tüm Gezi direnişçileri adına alan Taksim Dayanışması temsilci Tayfun Kahraman da, “Ödülü, bu direnişte hayatını kaybeden, demokrasi şehitleri gençlerimiz adına alıyorum. Onlar adına bu ödülü almaktan gurur duyuyorum” dedi. Kahraman, “Hepimiz 31 Mayıs’tan sonra umut doluyuz. Üzerimize çökmüş olan karabulutlar milyonların sokağa çıkmasıyla dağıldı. Gezi mücadelesi 31 Mayıs’tan sonra kentine, ağacına sahip çıkanların mücadelesi haline geldi” diye konuştu.
Daha önce SODEV ödülü
verilenler: Yücel Sayman (2001), Handan İpekçi (2002), Barış
Girişimi (2003), 78’liler Girişimi (2004),
Türkan Saylan (2005), KA-MER (2006), Kazım Genç (2007), Mehmet Tursun
ve Tek Gıda İş Sendikası (2208), DİSK
ve KESK (2009), Toplumsal Bellek
Platformu (2010), Ahmet Şık
(2011), Cumartesi Anneleri (2012).
13 Ocak 2014 Pazartesi
12 Ocak 2014 Pazar
11 Ocak 2014 Cumartesi
10 Ocak 2014 Cuma
YEŞİLÇAM'DA BİR GÜN...
Bugün yolum bir
zamanlar ünlü yönetmenlerin, senaristlerin ve oyuncuların boy gösterdiği, daha
doğrusu hem yeteneğini sergilemek, hem de ekmek parası kazanmak için, yıllarını verdikleri Yeşilçam Sokağı’na düştü.
Aslında bu sokağa ilk gelişim değildi, bildiğim bir sokaktı. Gazetecilik
okulunda okurken çalıştığım şirketin bürosu Taksim’de idi. Şirket, Yeşilçam
Sokağı’ndaki Bap Cafeterya ile anlaştığı için iş arkadaşlarımla öğlen
yemeğimizi burada yerdik.
Okulumuzda
okuyan Kemal Sunal’ı Dolapdere’deki okulda değil de ilk Bap Cafeterya’da
görmüştüm. Ha keza Öztürk Serengil,
Danyal Topatan gibi ünlü sinema oyuncularını da ya Yeşilçam Sokağı’ndaki
kahvenin önünde ya da bu kafeteryada görürdüm.
Yıkılması olaylara neden olan Emek Sineması’nın da bulunduğu Yeşilçam Sokağı’nda birkaç kare fotoğraf çektikten sonra 1970’lerden itibaren sinemacıların göçtüğü Ayhan Işık Sokağa geçtim. Bu sokakta bir zamanların güçlü film şirketlerinin bulunduğu hanların hangileri olduğunu öğrenmek için tanıdık simalar ararken bir hanın kapısının önünde tavla oynayan iki kişiyi gördüm; “Bir şey sorabilir miyim” dedim, “Buyur” ettiler. İzin alarak yanlarına oturdum. İki çay söylemişlerdi, çayları geldi, bana da “Çay içer misiniz?” dediler. “İçerim” dedim.
Yıkılması olaylara neden olan Emek Sineması’nın da bulunduğu Yeşilçam Sokağı’nda birkaç kare fotoğraf çektikten sonra 1970’lerden itibaren sinemacıların göçtüğü Ayhan Işık Sokağa geçtim. Bu sokakta bir zamanların güçlü film şirketlerinin bulunduğu hanların hangileri olduğunu öğrenmek için tanıdık simalar ararken bir hanın kapısının önünde tavla oynayan iki kişiyi gördüm; “Bir şey sorabilir miyim” dedim, “Buyur” ettiler. İzin alarak yanlarına oturdum. İki çay söylemişlerdi, çayları geldi, bana da “Çay içer misiniz?” dediler. “İçerim” dedim.
İki arkadaş
hem tavla oynuyor, hem de çaylarını yudumluyorlardı. Kendimi tanıttım, ardından
da:
- Burada film
şirketlerinin bulunduğu Erman Han ile Girik Han varmış. Onların yerini biliyor
musunuz? dedim.
İki arkadaşın oyunları mı bitmişti, yoksa
benimle konuşmak için mi bilmiyorum tavlayı kapadılar. Birinin adının Ümit
Ardabak, diğerinin adının da Uğur Döndür olduğunu öğrendiğim iki arkadaşla
başladım sohbete…
Yeşilçam’ın
Yeşilçam olduğu dönemde görüntü yönetmenliği yaptıklarını söyleyen Uğur Döndür ve
Ümit Ardabak, Ayhan Işık Sokağı’ının şimdiki ıssızlığından ve işsizliğinden
yakındılar. işsiz kalan arkadaşlarının ve oyuncuların sıkıntılı günler geçirdiklerini anlatan iki arkadaş, geçtiğimiz yıl sinema camiası için büyük kayıpların yaşandığı bir yıl olduğunu söylediler. Döndür ve Ardabak, bugün de sinemanın karakter oyuncularından Süheyl Eğriboz'u toprağa verdiklerini ifade ettiler.
İki
arkadaş, “Yeşilçam 1970’li yıllarda Emek
Sineması’nın bulunduğu sokaktan buraya taşındı. 80’li, 90’lı yıllarda bütün
ünlü yönetmenler, oyuncular, figüranlar bütün gün bu sokakta olurdu. Sadece onlar mı?
İstanbul’un çeşitli semtlerinden, Anadolu’nun il ve ilçelerinden de sinema
işletmecileri film almak için bu sokağa gelirdi. Çünkü bütün film şirketleri bu
sokaktaydı. Sokağın başındaki Erman Han, karşımızdaki Girik Han film
şirketlerinin merkezi sayılırdı. Şimdi görüyorsunuz sokak bomboş…” diye söylediler.
Ardabak ve Döndür, 60'lı 70'li yılların Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, Ayhan Işık, İzzet Günay, Kadir İnanır, Tarık Akan gibi Yeşilçam jönlerinden artık yetişmediğini de işaret ederek, "Şimdilerde bir elin parmakları kadar jön var. Onlar da ilk aklımıza gelenler Kıvanç Tatlıtuğ ve Kenan İmirzalıoğlu" dediler.
Sohbet ederken iki arkadaşın yerlerinden kıpırdadıklarını fark ettim. Sonra da Erman Han’dan aşağı bize doğru gelen üç kişiyi ayakta karşıladılar. Samimi ve sıcak bir şekilde sarmaş dolaş oldular. Ümit Ardabak’a gelenlerin kimler olduğunu sordum. Ardabak, içlerinden yaşlıca olanının bir zamanlar çok ünlü görsel yönetmen Ali Yaver Ataer, öteki iki kişiden birinin yine görsel yönetmen Ender Turgut diğerinin de ışık yönetmeni Turgut Köse olduğunu söyledi.
Ardabak ve Döndür, 60'lı 70'li yılların Ediz Hun, Cüneyt Arkın, Ekrem Bora, Ayhan Işık, İzzet Günay, Kadir İnanır, Tarık Akan gibi Yeşilçam jönlerinden artık yetişmediğini de işaret ederek, "Şimdilerde bir elin parmakları kadar jön var. Onlar da ilk aklımıza gelenler Kıvanç Tatlıtuğ ve Kenan İmirzalıoğlu" dediler.
Sohbet ederken iki arkadaşın yerlerinden kıpırdadıklarını fark ettim. Sonra da Erman Han’dan aşağı bize doğru gelen üç kişiyi ayakta karşıladılar. Samimi ve sıcak bir şekilde sarmaş dolaş oldular. Ümit Ardabak’a gelenlerin kimler olduğunu sordum. Ardabak, içlerinden yaşlıca olanının bir zamanlar çok ünlü görsel yönetmen Ali Yaver Ataer, öteki iki kişiden birinin yine görsel yönetmen Ender Turgut diğerinin de ışık yönetmeni Turgut Köse olduğunu söyledi.
Beş
arkadaştan Ender Turgut, cep telefonunu bana uzatarak, toplu bir fotoğraflarını
çekmemi istedi. Fotoğraflarını çektikten sonra; “Ben de sizi çekebilir miyim?”
dedim. “Olur” aldıktan sonra ben de onları görüntüledim.
Ataer, Turgut ve Köse ayaküstü sohbetin ardından ıssız Ayhan Işık Sokak’tan Beyoğlu’nun
kalabalık caddesine çıktılar. Ben de arkalarından...(Yazı ve Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
BABAM VE USTAM...
Eminönü-Tahtakale'de el arabasıyla nar suyu satan bir çocuk ve ona koltuk değneği ile destek vermeye çalışan bir babanın ekmek mücadelesi... (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
ÇIRAK ARANIYOR
Elim sanata düşer usta
Dilim küfre, yüreğim acıya
Ölüm hep bana
Bana mı düşer usta?
Sevda ne yana düşer usta?
Hicran ne yana
Yalnızlık hep bana
Bana mı düşer usta?
Gurbet ne yana düşer usta
Sıla ne yana
Hasret hep bana
Bana mı düşer usta?
Refik Durbaş
ÇIRAK ARANIYOR
Elim sanata düşer usta
Dilim küfre, yüreğim acıya
Ölüm hep bana
Bana mı düşer usta?
Sevda ne yana düşer usta?
Hicran ne yana
Yalnızlık hep bana
Bana mı düşer usta?
Gurbet ne yana düşer usta
Sıla ne yana
Hasret hep bana
Bana mı düşer usta?
Refik Durbaş
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)