26 Ocak 2012 Perşembe

TGC BAŞKANI ERİNÇ BAŞBAKAN'A MEKTUP YAZDI

                                                        (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
     
                  TGC Başkanı Orhan Erinç Başbakan’dan yıpranma hakkının iadesini istedi

        Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a bir mektup yazarak gazetecilerin yıpranma hakkının iadesini istedi. Başkan Erinç'in Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu kararıyla yazdığı mektupta yalnız yıpranma hakkına değil, 5953 sayılı yasanın uygulanmasındaki ve  itibari hizmet zammı konusundaki adaletsizliklere de dikkat çekti.
         Mektup Basın Yayınla İlişkili Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a da iletildi. Başkan Erinç, gazetecilerin büyük bölümünün, ya taşeronlar eliyle genel iş yasası kapsamında ya da telif ücretiyle ve serbest meslek mensubu statüsünde çalıştırıldığını hatırlatarak, yazdığı mektupta “Bunun nedeni de 212 Sayılı Yasa'yla değiştirilen 5953 Sayılı Yasa'nın  uygulanmasını zorlayacak caydırıcı yaptırımların bulunmamasıdır. Bu açıdan bakıldığında, itibari hizmet zammı uygulanmasına dönülürken, 5953 Sayılı yasanın gazetecilerin tümü için uygulanmasını sağlamanın yolu da caydırıcı tutarda yaptırımların yasaya eklenmesinden geçmektedir” dedi.  10 Ocak Geleneksel Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle, Başbakanlıkta görev yapan gazetecilere “Yıpranma Hakkı”nın geri verilebileceğine ilişkin yaklaşımına teşekkür eden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Başbakana yazdığı mektupta şu önemli noktalara dikkat çekti:
            “Gazetecilerin sigortalılık sürelerine yıpranmalarına karşılık her yıl için 30 gün itibari hizmet eklenmesini öngören 2098 Sayılı Yasa, 11 Ağustos 1977’de kabul edilmiş ve Resmi Gazete’nin 24 Ağustos 1977 günlü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 2098 Sayılı yasanın kaldırılmasında “kurşun karışımlarının işlenmesiyle hazırlanan gazetelerde ofset sistemine geçilmesiyle varılan teknolojik gelişme” gerekçe olarak göstermiştir. Bu değişikliğin gazetecileri etkilemediği, yalnızca gazetenin  baskıya hazırlık ve baskı teknolojisiyle sınırlı olduğu yolundaki açıklamalarımız Bakanlığın yanlış yaklaşımını değiştirmeye  ne yazık ki yetmemiştir.

SSK YILDA 1 MİLYON LİRA PRİMDEN YOKSUN KALDI

İtibari hizmet zammının, hiçbir karşılığı olmadan verildiği gibi bir düşüncenin gerçekle bağdaşmadığı, kaldırılmasıyla Sosyal Sigortalar Kurumu’nun yılda yaklaşık ve (2005 yılı için  en az  ve bugünkü para birimiyle) 1 milyon lira tutarındaki prim toplamından da yoksun kalacağına ilişkin hesaplar da gözardı edilmiştir. Çünkü 2098 Sayılı yasaya göre itibari hizmet zammından yararlanan gazeteciler için yüzde 3 fazla prim tahsil edilmekte ve bu farkı doğrudan işverenler ödemekteydiler. Bakanlığın, SSK’nın hem prim toplamadaki aksaklıklar hem de kayıt dışı çalışma nedeniyle prim almadan yoksun kalmasından doğan açıklarından  yakınılırken almakta olduğu yüklüce bir prim  tutarından vazgeçmesini anlamak da mümkün olmamıştır. 2098 Sayılı yasa yürürlüğe girdiğinde Anayasa’da özel radyo ve televizyonları yasallaştıran anayasa maddesi (madde 133) yürürlükte olduğundan yasa kapsamına yalnızca TRT’de çalışan gazeteciler kapsama alınmışlardır. Oysa daha sonra 8 Temmuz 1993’te  Anayasa'da yapılan değişiklikle özel radyo ve televizyonların kurulmasına izin verilmiş, 13 Nisan 1994 günü kabul edilen 3984 Sayılı ilk yasa da “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun” olmuştur. Gerek bu yasada gerekse daha sonra yürürlüğe sokulan  yasada “özel radyo ve televizyonların haber hizmeti bölümlerinde çalışan gazetecilerin 5953 Sayılı Yasa kapsamında çalıştırılmaları ve Basın Kartı taşıma olanağından yararlanmaları” kural olarak yer almıştır.

İTİBARİ HİZMET ZAMMI

İtibari hizmet zammı uygulamasına dönülmesi kabul edilirse çıkarılacak yasaya özel radyo ve televizyonda çalışan gazetecilerin de eklenmesi gerekli görülmektedir. TRT yasasında yapılan  son değişiklikle Emekli Sandığı'na bağlı çalışanların yanı sıra aynı görevi SSK  kapsamında yapanların bulunuşu da dikkate alınmalıdır. İnternet gazeteciliği ile internet gazetecilerinin yasal tanımlarının henüz yapılmamış olması da önemli bir eksiklik oluşturmakta o alanda görev yapan gazetecilerin itibari hizmet zammından yararlanmayacak olmaları da ayrı bir haksızlığı ortaya çıkaracaktır.

5953 SAYILI YASA

İtibari hizmet zammı uygulamasına dönülmesi durumunda, uygulamada eşitlik sağlanması 5953 Sayılı Yasa'nın yaygın biçimde uygulanmaması da mesleki sorunlarımızdan bir başkasıdır. 1984 yılında başlayan sendikasızlaştırma girişimiyle, 5953 Sayılı Yasa'nın yaygın uygulanma alanı da, neredeyse 195 Sayılı Basın İlan Kurumu Yasası'na göre belirlenmiş asgari kadrolar dışında pek kalmamıştır. Gazetecilerin büyük bölümü, ya taşeronlar eliyle genel iş yasası kapsamında ya da telif ücretiyle ve serbest meslek mensubu statüsünde çalıştırılmaktadırlar. Bunun nedeni de 212 Sayılı Yasa'yla değiştirilen 5953 Sayılı Yasa'nın  uygulanmasını zorlayacak caydırıcı yaptırımların bulunmamasıdır. Bu açıdan bakıldığında, itibari hizmet zammı uygulanmasına dönülürken, 5953 Sayılı yasanın gazetecilerin tümü için uygulanmasını sağlamanın yolu da caydırıcı tutarda yaptırımların yasaya eklenmesinden geçmektedir."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder