YAYIN KURULU: Süleyman Boyoğlu, Raşit Yakalı, Ali Kılıç, Gürcan Arıtürk, Rüya Özkalkan. /Bu blog Basın Ahlâk Yasası'na tamamen uyar ve amatör bir ruhla hazırlanır. Yazı ve fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. Kullananlar hakkında yasal işlem başlatılır../
6 Mart 2020 Cuma
26 Şubat 2020 Çarşamba
22 Şubat 2020 Cumartesi
"BİRACI ÇAKIL!"...
Gazeteler Bâbıâli'deyken istihbarat şefleri, muhabirlerin miskin miskin oturmalarına dayanamaz; "Kalkın dışarı çıkın bir haber bulun getirin. Eğer bir haber bulamazsanız taşları konuşturun gelin" derlermiş. Ben de bugün öyle yaptım; ama taşları değil de Datça'nın "Çakıl"ını buldum. Hemen aklınıza denizden çıkarılan çakıldan bahsedeceğimi sanmayın. Bahsedeceğim Çakıl, Datça'nın sevilen maskot köpeklerinden... Yalnız Datçalı değilseniz, ilçe dışından gelip sahilde bir bankta ya da kumların üzerinde sakın bir su ya da bir bira yudumlamaya kalkmayın. Zira, yudumladığınız, yanınıza bıraktığınız suyu veya biraya yerinde bulamazsınız. Bilin ki sizin dalgınlığınızdan faydalanan Datça'nın ayyaş "Çakıl"ı yürütmüş, kalanını afiyetle içiyordur... Siz siz olun böyle bir hata yapmayın derim...
(Yazı ve Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
16 Şubat 2020 Pazar
15 Şubat 2020 Cumartesi
"TOSPAA" DATÇA'DAN YOLA ÇIKTI...
Çocukların
sosyal, eğitsel becerilerinin izlenmesi, değerlendirilmesi, iyileştirilmesi hedefini
baz alarak yola çıkan TOSPAA’nın duyuru afişi çizer Yılmaz Aslantürk tarafından
hazırlamış ve “Karikatür Çizenler Parmak Kaldırsın” sloganıyla sunulmuş…
Ardından 26 Nisan 2019 tarihinde ilkokul, ortaokul ve lise
öğrencileri üç farklı grup olarak Yılmazlar Ortaokulu’nda çizer Yılmaz
Aslantürk ile buluşur. Birçok öğrenci için yeni bir şey olan karikatür çizme
hikâyesi böylece başlar. Sonra 35 öğrenci ile Reşadiye Kazım Yılmaz Ortaokulu
ve ilkokulunda atölye çalışmaları yapılır.
TOSPAA’nın çizerleri kimler mi? İşte geleceğin
karikatüristleri:
“Açelya Karataş, Ali
Özgür Sirek, Zeynep Kaya, Ata Erçelik, Atakan Efe Perçin, Batuğ Baran Çelimli,
Bedirhan Beşkaya, Beray Yurtman, Defne Güzel, Duru Güzel, Ege Koçak, Ege Pir,
Ezgi Özdemir, Burcu Terlik, Habibe Sanem, İdil Gül, Zeynepgül Ay, Kevser Avcı,
Kıvılcım Ecrin Taş, Yağmur Sönmez, Mert Şener, Nazlı Uysal, Nefes Canbey, Öykü
Çetin, Parla Dukali, Selin Gargın, Sinem Merdan, Tamara Kutay, Toprak Aydın,
Uğur Ege Başar, Aygül Şanlı, Efe Deniz Gökkaya, Hira Nur Kaya, Pırıl Unat,
Mercan Canbey.."
(Yazı: Süleyman Boyoğlu)
(Yazı: Süleyman Boyoğlu)
12 Şubat 2020 Çarşamba
7 Şubat 2020 Cuma
DATÇA BADEM ÇİÇEĞİ FESTİVALİ...
Muğla-Datça’da bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Datça Badem
Çiçeği Festivali” bugün başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Datça
Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği festival, 9 Şubat Pazar günü sona erecek. Festivalin
ilk gününde en dikkat çeken Hızırşah köyünden gelen kadınların sunduğu semah
gösterisinin ardından sergiledikleri; “Kadına Şiddete Hayır”, “Kadın Cinayetlerine
Son”, “Çocuk Gelin Yoktur! Çocuk Vardır”, “Çocuk Bedenime Dokunma!” oyunu oldu. (Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
23 Ocak 2020 Perşembe
BEKLEDİĞİ "PANDORA'NIN KUTUSU" MU?
“Pandora’nın Kutusu” içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda bir
kez daha açıldı; her tarafta kan, gözyaşı, hastalık, yolsuzluk, savaş ve açlık
yeniden baş göstermeye başladı.
En son Çin’de insandan insana geçen virüs can almaya devam ederken doktorlar, bilim adamları ve ülkeler hastalığın yayılmaması için çareler arıyor, fotoğraftaki kedi ise açılan “Pandora’nın Kutusu”ndan geriye kalan “Umut”u adeta koruyor… (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
En son Çin’de insandan insana geçen virüs can almaya devam ederken doktorlar, bilim adamları ve ülkeler hastalığın yayılmaması için çareler arıyor, fotoğraftaki kedi ise açılan “Pandora’nın Kutusu”ndan geriye kalan “Umut”u adeta koruyor… (Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
19 Ocak 2020 Pazar
13 Ocak 2020 Pazartesi
"AK MELEKLER" SELAM DURUN...
Azimet Çankaya
Ak meleğim göç eylemiş yurdundan
Havalanmış minnet etsem iner mi?
Can çıkmazsa o kurtulmaz bu demden
Alev almış ateş dağı söner mi?
Dertli olanlara elbet zar gelir
Geniş dünya tek başına dar gelir
Ellere yaz bahar bana kış gelir
Ben yanarım eller beni kınar mı?
Metin’iyem daha giymem alları
Viran olsun Çamşıhı’nın elleri
Sele verem dağı taşı çölleri
Aklı olan bu dünyaya kanar mı?
Ah bu türküler…
Bedri Rahmi Eyüboğlu diyor ya;
“Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım”… Eyüboğlu sanki Sivas-Çamşıhlı
Âşık Ali Metin’i işaret ediyor. Ne
diyor Âşık Ali Metin:
Metin’iyim daha giymem alları
Viran olsun Çamşıhı’nın elleri
Sele verem dağı taşı çölleri
Aklı olan bu dünyaya kanar mı?
İşte ne yazık ki aklımız
duygularımıza hakim olamıyor, hep bu dünyanın yalanına dolanına kanıyor. Ölmeyecekmişiz,
dünya durdukça yaşayacakmışız gibi kalp kırıyor, insan üzüyoruz. Ozan Ali Metin,
yukarıdaki sözleriyle bu dünyada istediğini yapamadığından-alamadığından
yakınıyor, doğduğu memlekete sitem ediyor; dağını, taşını, toprağını sele
veriyor…
Değerli büyüğümüz-akrabamız-canımız Azimet Çankaya da doğduğu toprak olan
Refahiye’yi sele verip gitti. Dost meclislerinde, özel günlerde hep Âşık Ali
Metin’in bu türküsünü söyler ve son kıtanın bir mısrasını “Viran olsun Refahiye
elleri” diye değiştirirdi. Uzun yıllar çektiği şeker hastalığı, buna bağlı
olarak gelişen böbrek yetmezliği ve haftada iki-üç gün diyaliz makinesine
bağlılığı sanırım bu türkü vasıtasıyla biraz olsun azalıyor, rahatlatıyordu.
Aslında Çankaya’nın ki de Âşık Ali
Metin gibi doğduğu topraklara bir sitemdi, yakınmaydı. Yani; “Ey Erzincan! Ey
Refahiye! Eğer benim karnımı doyursaydın, ne işim vardı gurbet ellerde” demek
istiyordu. Şayet gurbetlik olmasaydı Çankaya, belki daha uzun yaşayacak, bu
hastalıkların hiç birisiyle boğuşmayacaktı.
Bedri Rahmi Eyüboğlu; “Bana bir bardak
su’ dercesine/Bir türkü söylemeden gidersem yanarım” diyor ya, sen yanmadan
gidiyorsun Azimet Çankaya, zira sen türkünü söyledin, yakacaklarını yaktın,
sele vereceklerini verdin…
Yıldızlar yoldaşın, kara toprakla
buluşman huzurlu olsun Can Çankaya…
(Yazı ve
Fotoğraf: Süleyman Boyoğlu)
12 Ocak 2020 Pazar
CARETTA CARETTA VE DATÇA...
Etiketler:
Datça,
Kargı koyu,
Marmaris,
Muğla
4 Ocak 2020 Cumartesi
MİNİ CEZAEVİ MÜZE OLUYOR...
Datça'da yaklaşık 120 yıl önce inşa edilen ve 2002 yılına kadar kapalı ve yarı açık cezaevi olarak kullanılan 8 kişilik tarihi bina restore ediliyor. Muğla-Datça Belediyesi tarafından kamulaştırılan bina "Demokrasi Müzesi" olacak. Etrafındaki yeşil alan ise "Sınırsızlık Meydanı"na dönüştürülecek.
12 Eylül 1980 sonrası kapatılan CHP'nin genel başkanı olan Bülent Ecevit'in tutuklu kaldığı dönemde yatmak istediği cezaevi olarak da bilinen dört odalı, 80 metrekare kapalı alana sahip tarihi bina belediye tarafından iki yıl önce kamulaştırılmıştı. 330 metrekare bahçesi olan tarihi binanın bahçesi de bitişiğindeki 300 metrekarelik yeşil alan ile birleştirildi.
(Fotoğraflar: Süleyman Boyoğlu)
29 Aralık 2019 Pazar
KNİDOS FOTOĞRAFLARI...
27 Aralık 2019 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















