17 Haziran 2026 Çarşamba

AHMET KAYA-ŞEYH BEDREDDİN ANMASI...

                                   

İstanbul’da günümüzde de hâlâ tartışılan Simavna Kadısı Şeyh Bedreddin için 1980'de 560. ölüm yıl dönümü nedeniyle bir anma toplantısı düzenlenir.

Tünel Kültür Sanat Evi’nde 22 Aralık Cumartesi günü gerçekleştirilen açık oturuma ozan Hilmi Yavuz, romancı Erol Toy ve öykü yazarı Osman Şahin konuşmacı olarak katılırlar.

Toplantıda dünyaca ünlü ozanımız Nâzım Hikmet’in “Şeyh Bedreddin Destanı”ndan, Hilmi Yavuz’un “Bedreddin Üzerine Şiirleri”nden ve Erol Toy’un “Azap Ortakları” romanından müzik eşliğinde bölümler okunur.

Pamir Tuğlu, Mine Özçay ve Cengiz Peksoy’un okuduğu şiirlere, halk ozanı Zinnur mey ve flütle, Ali Rıza Saral ve Bülent Şen de gitarla eşlik ederler.

              Bağlama çalan Ahmet Kaya

Buraya kadar her şey güzel, ama bundan sonrası daha da güzel… Anmada iki halk ozanı daha vardır; bunlardan birisi Ahmet Kaya birisi de Nedret adında bir gençtir. İkisi de Şeyh Bedreddin üzerine türküler söylerler… Beğeni ile dinlenirler…

Ahmet Kaya, sonraki günlerde ve yıllarda İstanbul’da yavaş yavaş adını duyurmaya başlar. En büyük desteği de Cihangir’de bulunan ve o dönem Türkiye’nin önemli sosyal-kültürel-siyasal mekânlarından biri olan Bilim/Sanat/Kültür Hizmetleri Kurumu’nun (BİLSAK) müdürü olan Zekiye Kürkçüoğlu verir.

       Ulusal Basın Ajansı’nda (UBA) muhabirken, gazetecilik okulundan arkadaşım Hüsnü Gürbey’le bir gün sohbet ederken; “Süleyman, çok güzel bağlama çalan ve söyleyen bir hemşerimle tanıştım. Değişik bir tarz icra ediyor, mest oldum. Sen de halk müziği ile ilgileniyorsun, bir gün onu dinlemeni ve tanıtımı için yardım etmeni isterim. Tanıtıma ihtiyacı var” dedi.

        “PROTEST MÜZİK YAPTIĞINI SÖYLEDİK”

        Hüsnü’ye kim olduğunu ve nasıl tanıştıklarını sordum, anlattı:

       “Biliyorsun BİLSAK’a çok sık gidiyorum. Bir gün BİLSAK’ın Müdürü Zekiye Hanım aradı: ‘Hüsnü bir hemşerin geldi, çok güzel bağlama çalıyor, ama biraz çekingen. Tanıdık bir grup arkadaşını topla gel, bir de sizin huzurunuzda çalsın. Şayet beğenirseniz, ben ona düzenli bir program yaptıracağım’ dedi. Tanıdığım bir grup Kürt entelektüelini aradım, günü kararlaştırdık. Bir de beni Zekiye Hanım’la tanıştıran ortaokul ve gazetecilik okulundan arkadaşım Rizeli Şevki Ömeroğlu’nu da aldım, Zekiye'nin dediği gün ve saatte Alman Hastanesi’nin karşısındaki BİLSAK'a gittik. Zekiye Hanım bizi karşıladı. Daha sonra Ahmet Kaya ile tanıştırdı.

 “BAĞLAMA BÖYLE DE ÇALINIR”

Bir müddet sonra Ahmet Kaya resitale başladı. Verdiği resitalin ismi de ‘Bağlama Böyle de Çalınır’ idi. 

Arkadaşlarla dinlemeye başladık. 12 Eylül sonrası protest müzik yapmaktaydı. Ben hayran kaldım. Birlikte dinlediğim arkadaşlarımla Ahmet Kaya’yı kutladık; ‘protest müzik’ yaptığını’ ve bu müziğin çok tutulacağını söyledik. Aynı şeyi Zekiye Hanım’a da söyledik.”

Hüsnü, bunun üzerine Zekiye Kürkçüoğlu’nun BİLSAK’ta, “Böyle de Bağlama Çalınır” başlığı altında üç program yaptığını, beğenilmesi üzerine aynı etkinliği Harbiye’deki Şan Sineması’nda  tekrarladıklarını da vurguladı.

Hüsnü, şöyle devam etti:

       “Bu dinletilerden sonra Ahmet Kaya hakkında basında yazılar çıkmaya başladı. Ahmet Kaya böylece hem ezilen kitlelere ulaştı, hem de kitlelere mal oldu. Ahmet Kaya'yı kitlelere mal eden Zekiye Hanım’dır, BİLSAK camiasıdır. Broşürlerinde Ahmet Kaya’nın müziğe ‘yeni bir ses ve yeni bir yorum anlayışı getirdiğini’ yazıp, basına dağıttılar. ”

       Bu arada, o yıllar bir gecekondu bölgesi olan Okmeydanı’na yakın Gürsel Mahallesi’nde daha 16-17 yaşlarında Güler Duman adında bir çocuk da yeni çıkan kasetiyle Anadolu’yu ve İstanbul’u sallıyordu. Haberini yapmıştım, ancak Ulusal Basın Ajansı'nda bu haberi gazetelere servis ettirememiştim. Hüsnü’ye Güler Duman haberinden dolayı hüsrana uğradığımı belirttim; “Bunu da yayınlamazlar” dedim.

 (Süleyman Boyoğlu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder