Gazeteci-yazar, İnsan Hakları Derneği kurucusu Emil Galip Sandalcı, bundan tam 67 yıl önceki bir yazısında “Türkiye’de basının hür olmadığını” belirtiyor.
Ünlü şairimiz Cemal Süreya’nın kendisi için; “Emil
Galip, insanlığa gönderilmiş bir mektuptur” dediği Emil Galip Sandalcı,
21 Aralık 1959 yılında Ulus gazetesindeki
“AK’la KARA” köşesinde, “İnanmıyor
ve korkmuyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almış… Ben şimdi hiç yorum katmadan bu
enfes yazıyı aktaracağım.
Bu arada, şimdi aramızda olmayan tarihçi-yazar-gazeteci
Orhan Koloğlu’na bana bıraktığı kitapçık, gazete ve gazete kupürlerinden oluşan
“hazinesinin” bir kısmı için önce kendisine saygılarımı, sonra da minnetlerimi
sunuyorum…
Olağanüstü her dönemde baskıya maruz kalan, baskıya maruz
kalanları savunan Sandalcı, Demokrat Parti’nin (DP) iktidarda olduğu ve son
aylarını yaşadığı bir döneme denk gelen yazısına şöyle giriş yapıyor:
“Hava değişti. Yine gazetelerin birinci sayfalarında beyaz
boşluklar belirdi. Neşir yasakları birbiri peşisıra gelmeye başladı. Kapatılan
gazeteler, dergiler. Hapse girecek yeni gazeteciler. Yerli yersiz, gecenin
herhangi bir saatinde, belki de yatağından kaldırılıp neşir yasağı kararı
imzalatılan hâkimler. Ve de … imzalayan hâkimler. Aylarca bekletilip tam
zamanında Temyizden tasdik kararı çıkan basın dâvaları.
Sonra da ulu orta, gelişi güzel söylenen ‘Türkiye’de basın
hürdür’ palavrası. Yalan. Türkiye’de basın hür değildir. Bu acı gerçeği bile
bile inkâr edenler hariç bütün Türkiye, baştanbaşa hür dünya Türkiye’de basının
hür olmadığını biliyor. Ne içerde ne de dışarda böylesine bir hürriyet masalına
inanan kalmamıştır.”
“İTİBAR DEMOKRATİK
MÜESSESELER İLE SAĞLANIR”
“Eisenhower’i Ankara’da mükemmel bir organizasyonla
400.000 vatandaş karşıladı. Birkaç yüz yabancı gazeteci yerinde, anlayış ve
bilgi ile alınan gerçekten kusursuz tertibat sayesinde yeryüzünün dört bir
köşesi ile temas etmek haber ve resim göndermek imkânını buldu. Böylesine bir
neticeye sevinmedik mi? Sevindik. Bu kolaylıklardan istifade eden yabancı
gazeteciler de sevindi. Memnuniyetlerinin akislerini yabancı basında gördük.
Ancak, bazı iktidar çevrelerinin sandığı gibi sırf Eisenhower’i iyi karşıladık,
yabancı gazetecilere kolaylık gösterdik diye hür dünya basınında demokratik bir
rejime sahip bir ülkenin itibarını göreceğimizi hayal etmeye hakkımız yoktur.
Nitekim görmüyoruz. Sınırlarımız dışındaki hür memleketlerde yaşıyan, gazete
okuyan radyo dinleyen herkes Türkiye’de ne çeşit bir rejim ve ne türlü bir
basın hürriyeti olduğunu pekâla bilmektedir.”
Emil Galip Sandalcı; “Gazetelerimizin beyaz çıkan
sütunları, kazınan başlıkları aslında milli itibarımıza sürülen kapkara birer
lekedir” diyor, şunları vurguluyor:
“Gerçeği kimden saklıyoruz? Topkapı olayları ile ilgili
mahkeme için neşir yasağı. Topkapı’da olup biteni millet bilmiyor mu? Atatürk
Üniversitesindeki cereyanlar konusunda demeç veren bir üniversite öğrenci
teşekkülü temsilcilerinin sözleri hakkında neşir yasağı… Öte yandan aynı mesele
ilgili olarak Vatan Gazetesi aleyhine Elâzığ’da protesto mitingi tertibi ve
buna kolayca verilen müsaade.”
“ZORLA GÜZELLİK OLMAZ BEYLER”
“Bütün bunlar gülünç ve korkunç” diyen Sandalcı, yazısını şöyle tamamlıyor:
“Bu çeşit tertipler, güya kurnazca davranışlar, baskılar
yıllardan beri D.P. nin kullandığı, hep bildiğimiz, bayat taktikleridir.
D.P. nin ne ‘yumuşak’ gidişine, bahar havasına inanıyoruz,
ne de yıldırma siyaseti ve baskısından korkuyoruz.
Bazıları ‘Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli’
demektedirler.
Biz bu diyardan gitmeyiz. Böylesine iktidarı da istemeyiz.
D.P., ya bizim hak ve hürriyetlerimizi tanımalı, onlara saygı göstermeli ya da
seçimlerini yapıp meşru yoldan iktidarı terk etmelidir.
Kapatılan gazeteler, hapsedilen gazeteciler, neşir
yasakları, çeşitli baskılar hiç kimseyi yolundan döndürecek değildir. D.P.
kendini yemiş, bitirmiş, yitirmiştir.
Dokuz yıllık D.P. bir FİYASKO’dur.
Daha fazlasını istemiyor.
Zorla güzellik olmaz beyler.”
(Süleyman Boyoğlu)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder