21 Haziran 2026 Pazar

E. G. SANDALCI'NIN 67 YIL ÖNCEKİ YAZISI...

   

              
            
Gazeteci-yazar, İnsan Hakları Derneği kurucusu Emil Galip Sandalcı, bundan tam 67 yıl önceki bir yazısında “Türkiye’de basının hür olmadığını” belirtiyor.

Ünlü şairimiz Cemal Süreya’nın kendisi için; “Emil Galip, insanlığa gönderilmiş bir mektuptur” dediği Emil Galip Sandalcı, 21 Aralık 1959 yılında Ulus gazetesindeki “AK’la KARA” köşesinde, “İnanmıyor ve korkmuyoruz” başlıklı bir yazı kaleme almış… Ben şimdi hiç yorum katmadan bu enfes yazıyı aktaracağım.

Bu arada, şimdi aramızda olmayan tarihçi-yazar-gazeteci Orhan Koloğlu’na bana bıraktığı kitapçık, gazete ve gazete kupürlerinden oluşan “hazinesinin” bir kısmı için önce kendisine saygılarımı, sonra da minnetlerimi sunuyorum…

Olağanüstü her dönemde baskıya maruz kalan, baskıya maruz kalanları savunan Sandalcı, Demokrat Parti’nin (DP) iktidarda olduğu ve son aylarını yaşadığı bir döneme denk gelen yazısına şöyle giriş yapıyor:

“Hava değişti. Yine gazetelerin birinci sayfalarında beyaz boşluklar belirdi. Neşir yasakları birbiri peşisıra gelmeye başladı. Kapatılan gazeteler, dergiler. Hapse girecek yeni gazeteciler. Yerli yersiz, gecenin herhangi bir saatinde, belki de yatağından kaldırılıp neşir yasağı kararı imzalatılan hâkimler. Ve de … imzalayan hâkimler. Aylarca bekletilip tam zamanında Temyizden tasdik kararı çıkan basın dâvaları.

Sonra da ulu orta, gelişi güzel söylenen ‘Türkiye’de basın hürdür’ palavrası. Yalan. Türkiye’de basın hür değildir. Bu acı gerçeği bile bile inkâr edenler hariç bütün Türkiye, baştanbaşa hür dünya Türkiye’de basının hür olmadığını biliyor. Ne içerde ne de dışarda böylesine bir hürriyet masalına inanan kalmamıştır.”

                    

“İTİBAR DEMOKRATİK MÜESSESELER İLE SAĞLANIR”

 “Milletlerarası münasebetlerde itibarımızı temin edecek olan Sarıyar Barajı ya da Erzurum Şeker Fabrikası değildir. Gerçek itibar bir milletin sahip olduğu hür ve demokratik müesseseler ile sağlanır” diyen Sandalcı, şöyle devam ediyor:

“Eisenhower’i Ankara’da mükemmel bir organizasyonla 400.000 vatandaş karşıladı. Birkaç yüz yabancı gazeteci yerinde, anlayış ve bilgi ile alınan gerçekten kusursuz tertibat sayesinde yeryüzünün dört bir köşesi ile temas etmek haber ve resim göndermek imkânını buldu. Böylesine bir neticeye sevinmedik mi? Sevindik. Bu kolaylıklardan istifade eden yabancı gazeteciler de sevindi. Memnuniyetlerinin akislerini yabancı basında gördük. Ancak, bazı iktidar çevrelerinin sandığı gibi sırf Eisenhower’i iyi karşıladık, yabancı gazetecilere kolaylık gösterdik diye hür dünya basınında demokratik bir rejime sahip bir ülkenin itibarını göreceğimizi hayal etmeye hakkımız yoktur. Nitekim görmüyoruz. Sınırlarımız dışındaki hür memleketlerde yaşıyan, gazete okuyan radyo dinleyen herkes Türkiye’de ne çeşit bir rejim ve ne türlü bir basın hürriyeti olduğunu pekâla bilmektedir.”

Emil Galip Sandalcı; “Gazetelerimizin beyaz çıkan sütunları, kazınan başlıkları aslında milli itibarımıza sürülen kapkara birer lekedir” diyor, şunları vurguluyor:

“Gerçeği kimden saklıyoruz? Topkapı olayları ile ilgili mahkeme için neşir yasağı. Topkapı’da olup biteni millet bilmiyor mu? Atatürk Üniversitesindeki cereyanlar konusunda demeç veren bir üniversite öğrenci teşekkülü temsilcilerinin sözleri hakkında neşir yasağı… Öte yandan aynı mesele ilgili olarak Vatan Gazetesi aleyhine Elâzığ’da protesto mitingi tertibi ve buna kolayca verilen müsaade.”

“ZORLA GÜZELLİK OLMAZ BEYLER”

“Bütün bunlar gülünç ve korkunç” diyen Sandalcı, yazısını şöyle tamamlıyor:

“Bu çeşit tertipler, güya kurnazca davranışlar, baskılar yıllardan beri D.P. nin kullandığı, hep bildiğimiz, bayat taktikleridir.

D.P. nin ne ‘yumuşak’ gidişine, bahar havasına inanıyoruz, ne de yıldırma siyaseti ve baskısından korkuyoruz.

Bazıları ‘Ya bu deveyi gütmeli ya bu diyardan gitmeli’ demektedirler.

Biz bu diyardan gitmeyiz. Böylesine iktidarı da istemeyiz. D.P., ya bizim hak ve hürriyetlerimizi tanımalı, onlara saygı göstermeli ya da seçimlerini yapıp meşru yoldan iktidarı terk etmelidir.

Kapatılan gazeteler, hapsedilen gazeteciler, neşir yasakları, çeşitli baskılar hiç kimseyi yolundan döndürecek değildir. D.P. kendini yemiş, bitirmiş, yitirmiştir.

Dokuz yıllık D.P. bir FİYASKO’dur.

Daha fazlasını istemiyor.

Zorla güzellik olmaz beyler.”

(Süleyman Boyoğlu)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder